Adli Antropologlara Suç Aydınlatmayı Öğreten 6 “Ceset Çiftliği”

Dış mekan adli antropoloji laboratuvarları, halk arasında “ceset çiftlikleri” olarak bilinmekte. Bu isim bilim insanları tarafından fazlaca sansasyonel bulunsa da bu terim Patricia Cornwell’in 1994’te yayınlanan popüler adli romanı “Ceset Çiftliği”nden beri  dillere dolanmış durumda.*

Bu laboratuvarlarda bilim insanları, öncelikle bağışlanan cesetler üzerinde insan cesetlerinin çürüme süreçleri üzerinde çalışıyor. Çürüme sürecinin biyolojik olarak evrensel olmasının yanında, bunun oranı özellikle ısı ve neme bağlı olarak önemli seviyede değişkenlik gösteriyor.

Peki ya bir ceset araba bagajında, bir evin bodrumunda, sığ bir mezarda ya da bir ateş çukurunda bulunduysa, adli antropolog ölüm zamanını nasıl söyleyebilir? Ya da bir travmanın ölümden önce mi yoksa sonra mı oluştuğunu? Bu sorular, A.B.D.’deki altı “ceset çiftliği”nde bilim insanları tarafından yanıtlanıyor.

Bu altı dış mekan adli antropoloji araştırma merkezinin yöneticilerinden, çalışmalarındaki en önemli ve en ilginç şeyleri bizlerle paylaşmalarını istedik.

1.Tennessee Üniversitesi Anropoloji Ataştırma Tesisi (ARF), Knoxwille (Dawnie Steadman, Yönetici)

Türünün ilk örneği, özgün dış mekan adli araştırma merkezi, 1981’de kurulmasından bu yana bir hayli büyüdü. Onyıllar içerisinde, ARF’deki araştırmalar daha çeşitli ve verimli hale gelmeye başladı.

Emniyet güçleri ve adli tabipler dava odaklı araştırmalar için sık sık UTK antropologların desteğini istemekte. Mesela araba bagajında plastiğe sarılmış bir ceset bulunması durumunda, soruşturmacılar cesetteki çürüme evresinin ne kadar zamanda oluşacağını öğrenmek istiyor. Bu tür bir soru ARF’de çürüme üzerine yapılmış bilimsel araştırmalar ışığında yanıtlanabiliyor.

Bu merkez aynı zamanda dünyanın en büyük belgelenmiş çağdaş Amerikan iskelet koleksiyonu olan William M. Bass Bağışlanmış İskelet Koleksiyonu’nu da bünyesinde bulunduruyor. Biyolojik profil (ölüm yaşı, cinsiyet, soy çalışmaları gibi), patoloji ve travma ve mesleki belirleyiciler üzerine çalışmaları için bu koleksiyona ulaşmak isteyen araştırmacılar, dünyanın her yerinden merkeze geliyor.

Bu koleksiyon aynı zamanda bir istatistik programı olan ve cinsiyet, boy ve soy tayini için adli antropologlara ölçü verisi sağlayan  FORDISC’in geliştirmesi için bir veri seti sağlıyor. ARF’nin son girişimi ise bugün dünyanın bazı yerlerindeki başlıca insani kaygı olan toplu mezarlarla ilgili bir proje. UTK Antropoloji Araştırmaları Merkezi’ndeki araştırmalar, insan çürümesinin nasıl çalışılacağını kökten değiştirdi ve ardından gelen diğer beş merkezin gelişimini kolaylaştırdı.

2. Western Carolina Üniversitesi Adli Osteoloji Araştırma İstasyonu (FOReST) (Cheryl Johnston, Yönetici)

FOReST araştırmacıları öncelikle tafonomi ile, yani çevresel koşulların çürüme üzerindeki etkisi ya da diğer ölüm sonrası süreçlerin cesedi nasıl yok ettiğiyle ilgili daha iyi bilgi toplamak için ölümden sonra cesede neler olduğuyla ilgileniyorlar.

Öğrenciler uygulamalı araştırmanın, girişilen projelerin (mesela şeffaf plastiğin mi yoksa siyah plastiğin mi cesedi daha hızlı çürüttüğü) bir parçası durumunda ve kalıntıları toparlama gibi iyi öğrenme fırsatlarına da sahip. Günlük çekilen fotoğraf ve videolar araştırmacılara tam olarak hangi hayvanların çürümeye katkı sağladığını gösteriyor.

WCU en bilinen olabilir, fakat yılda iki kez yapılan kadavra köpek eğitimi ülkede bu adli programa sahip birkaç tesisten biri. Eğitimli kadavra köpekleri, emniyet güçlerine cesetleri bulma ve kalıntıları toparlama konusunda fazlaca zaman kazandırarak yardım ediyor. FOReST’ta temizlenmiş kalıntıların kataloglanması ve sergilenmeye hazır hale getirilmesi Western Carolina Kimlik Saptama Laboratuvarı’nda yapılıyor. Bu iki merkez de, bu tür adli dekompozisyon araştırmalarının illegal olduğu ülkelerdeki bilim insanlarının işini kolaylaştırmayı umuyor.

3. Texas Eyalet Üniversitesi Adli Antropoloji Araştırma Tesisi (FARF) (Daniel Wescott, Yönetici)

Texas Eyaleti’nde yapılan araştırma geniş anlamda ölüm sonrası sürece (PMI ya da ölüm sonrası geçen süre), eğitimdeki emniyet güçleri, arama-kurtarma takımları ve kadavra köpekleri üzerine odaklanıyor. Bu hedeflerin hepsi, cesedin bulunduğu yerdeki türler arası etkileşime odaklanılarak başarıyla gerçekleşiyor.

Akbaba etkinliği de onların ne zaman geldiğini, nasıl beslendiğini ve ölüm sonrası süreçte onların varlığının önemini kavramak açısından bereketli bir araştırma konusu olabilir. Cesetlerin saptanması, kızılötesi fotoğrafçılık ve uzaktan kumandalı uçaklar gibi zaman kazandırıcı tekniklerin yardımı ile gerçekleşiyor. FARF bu uygulamayla, Texas sınırını geçerken ölen insanları aramak için diğer insani yardım derneklerine destek oluyor.

Sonuç olarak, FARF’ın topladığı iskelete dönüştürülmüş kalıntılar adli antropologlara ve biyolojik arkeologlara yardımcı olması için kapsamlıca katalog haline getirilip ölüm yaşı, cinsiyeti, sağlığı ve yaşam biçimine göre özenle belgeleniyor.

4. Sam Houston Eyalet Üniversitesi Güneydoğu Texas Uygulamalı Adli Bilim Tesisi (STAFS) (Joan Bytheway, Yönetici)

Hem adli antropologlar hem de adli entomoglar için STAFS’ın araştırmaları bolca böcek, kıskaçlı ve leş yiyici içeriyor. Böceklerin yaşam döngüsü, bir kişinin ölümünün üzerinden ne kadar zaman geçtiğinin tahmin edilmesinde kullanılıyor, bu yüzden adli entomoloji yasal çerçevede zorunlu.

STAFS araştırmacıları yerel alanda bulunan ve adli vakalarda kullanışlı olabilecek böcekleri katalogluyor ve çeşitliliği üzerine geniş çaplı çalışmalar yürütüyor.Diğer çalışma, pelvis kalıntılarından daha iyi bir cinsiyet tahmini yapılabilmesi ve aynı zamanda ateşin insan iskeleti kalıntılarını nasıl etkilediğini görmek için kullanılan 3D tarama üzerine. STAFS öğrencileri, emniyet güçlerini ve halkı adli antropoloji konusunda eğitmekle yükümlü.

Yaz boyunca lisans ve lisansüstü öğrencileri için staj programları ve düzenli kısa adli entomoloji kurs programları var. Yakın zamanda Ulusal Adalet Kurumu ve işbirliği içinde olduğu UTK ve Texas Eyaleti’nden alınan ödenek, dekompozisyon üzerine daha fazla araştırma olcağını gösteriyor.

5. Güney Illinois Üniversitesi, Adli Antropoloji Araştırma Tesisi (CFAR) (Gretchen Dabbs, Yönetici)

Ocak 2012’de bir ceset bağışını kabul ettiklerinden bu yana CFAR, ailelerden ölüm sonrası 26 bağış daha aldı. Araştırma akbaba etkinliği ve donmanın çürüme üzerindeki etkisini içeriyor. Ayrıca Dabbs Güney Illinois’un durağan, düşük hızlı rüzgarlarının cesetleri doğal yollarla mumyalaştırdığını keşfetmiş.

Bu tesis, çim biçme makinalarının iskelet kalıntıları üzerindeki etkisi üzerine çalışmasına rağmen en bilinenleri. Bir çim biçme makinasının kazara iki araştırma öğesinin üzerinden geçmesi, CFAR takımı tarafından yeni bir çalışma konusu haline getirdi ve bu çalışma Journal of Forensic Sciences dergisinde yayınlandı.

Son araştırmaları ise cesedin betonla kaplanmasıyla ilgili, beton bedeni koruyor ve bir şekilde taze kalmasını sağlıyor. Bu tesisin çalışmaları bazı davaların aylardan ziyade yıllarca önce aydınlatılmasını sağlayabiliyor. Bones dizisi bir bölümünde tesisin araştırmalarını konu edinmiştir.

6. Colorado Mesa Üniversitesi Adli Soruşturma Araştırmaları İstasyonu (Melissa Connor, Yönetici)

Bu adli araştırma tesisi en yeni, aynı zamanda en yüksek rakımlı (deniz seviyesinin 4780 ft. üzerinde) ve batıda en uzak noktadaki tesis. Araştırmacılar kendilerine bağışlanmış iki düzine cesetten,  nasıl hızla iskelete dönüştüklerini etkileyen iki önemli şey öğreniyor: donörün ölüm öncesi sağlık durumu ve yüksek rakımlı bozkırdaki mikroortam.

Cesetlerin birkaç yard farklı yerleştirilmesi bile iskeletleşmede ve ölüm sonrası geçen zaman tahmininde belirgin farklılıklar meydana getiriyor. Colorado Mesa araştırmacıları öncelikli olarak lisans öğrencileriyle çalışıyor ve “ölüm sonrası eğitimcileri” olarak görevlerini ciddiye alıyorlar.

Bu altı dış mekan adli araştırma merkezinde çalışan adli antropologlar ve öğrencileri, cinayet kurbanlarının kimliklendirilmesinde ve katili bulmaya ve onu adalete teslim etmeye yardım edecek detayların sağlanmasındaki yeterliliği ileri taşıyor.

Bill Bass onyıllar önce ilk “ceset çiftliği”ne başladığı zaman, bunun adli antropoloji için dünya çapında çok fazla insan tarafından büyüleyici bulunacağını asla tahmin etmemişti. Fakat gittikçe büyüyen sayıda insanın cesetlerini bu araştırma programlarına bağışlamayı seçmesi, bu bilimin değerinin ve toplum için öneminin görüldüğünü gösteriyor. (UTK’in en güncel haliyle yaklaşık 3,500 ön kayıtlı donörü var!)

Adli antropoloji araştırma merkezlerinin çok daha çeşitli coğrafi ve ekolojik bölgelere dağılması, cinayet davalarının çözülmesine ve kayıp davalarına ışık tutulmasına önemli derecede yardımcı olacak. İnsan bedeninin çürümesi fikrine içgüdüsel bir tepki almamak mümkün değil. Koku, böcekler, hayvanlar ve yapışkan sıvılar hakkındaki endişeler temelsiz değil. Fakat Bass bu kuruntulara karşı sıkı duruyor; “Eğer bir şeyi bilimsel olarak yapacaksanız ve kötü adamları uzakta tutacaksanız, bu tür bir araştırma yapmalısınız.”

*Bu yazı Kristina Killgrove tarafından Forbes için hazırlanmıştır.

*Kaynak: forbes.com

Leave a Reply