8,000 yıl önce, genlerini aktarabilen her 17 kadın için sadece bir erkek aynı şeyi yapabiliyordu

Modern DNA’lar üzerinde yapılan analiz, tarımın geliştirilmesinden sonraki zor eş bulma durumunu açığa çıkardı.

4,000 – 8,000 yıl öncesinde bir zamanlar, insanlar tarımı icat ettikten bir süre sonra, insan nüfus artışında çok ilginç bir olay gerçekleşti. Dünya çapında, şu an hala etrafta olan genlere göre her 17 kadın genlerini bir sonraki nesillere aktarabilirken, sadece bir erkek aktarabiliyordu.

Günümüz genlerinden yola çıkarak tarihöncesi konusunda araştırmalar yapan bir grubun üyesi olan Arizona Eyalet Üniversitesi’nden bilgisayarlı biyoloji uzmanı Melissa Wilson Sayres, “Bu erkekler arasında yaşanan büyük ölümler değildi. Onlar ordaydı, fakat ne yapıyorlardı?” demiştir.

Araştırma grubunun bir diğer üyesi olan bir biyolojik antropolog, bir fikir ortaya atmıştır. Bu düşünceye göre bir şekilde, sadece az sayıda erkek, çok fazla güç ve zenginlik sahibi olup, diğerlerini dışarda bırakmış olabilirdi. Bu erkekler, varlıklarını kendi çocuklarına miras bırakıp, “elitist” bir üreme biçimini başarıyla sürdürmüş olabilirler. Daha sonra, binlerce yıl geçmiş ve kadınlara göre erkeklerin üreme oranı gene artışa geçmiştir. Wilson Sayres, “Belki de daha fazla ve daha fazla insan başarılı olmaya başlamıştır.” Daha yakın bir tarihte, dünya ortalamasına göre, her 4 ya da 5 kadın için, bir erkeğin üreyebildiği görülmektedir.

Solda günümüze genlerini aktarabilen erkeklerin, sağda ise kadınların gösterildiği grafik.
Solda günümüze genlerini aktarabilen erkeklerin, sağda ise kadınların gösterildiği grafik.

Fiziksel olarak, bir çok insan özelliği, doğal seçilim tarafından belirlenir. Örnek olarak, etnik Afrikalılar ve Avrupalılar sütü sindirebilecek şekilde evrilmişlerdir, çoğu etnik Tibetli düşük yüksek bölgelerdeki, düşük oksijen seviyesine adapta olmuşlardır. Fakat, eğer Wilson Sayres’ın ekibinin hipotezi doğruysa, bu kültürün insan evrimi üzerine doğrudan etkisinin ilk defa gözlenmiş olması anlamına gelecektir.

Ekip, dünyanın yedi kıtasından, 450 gönüllünün DNA’larını inceleyerek, kadın erkek üreme oranlarındaki artış ve azalışları ortaya çıkardılar. Genetikçiler, Y-kromozomu ve mitokondriyal DNA analizleri yaptılar. Bu bölümler, bir kişinin genetik yapısını tam anlamıyla gösteremez fakat, Y-kromozomu baba soyunu, mitokondriyal DNA ise anne soyunu takip edebilmesi açısından çok önemlidir. Bu analizler sonucu, bilim insanları bir toplumun, kaç erkek ve kaç kadın atası olduğunu anlayabiliyorlardı ve cevap her zaman daha fazla kadındı.

DNA’larımız bize bir çok şey anlatabilir. Bu çalışma, Mart 2015’te Genome Research adlı akademik dergide yayınlanmıştır. Araştırma ekibi, bu erkek sayısının azlığının nedenini tam olarak belirleyememiştir. Ekip üyeleri çok farklı açıklamalar üzerinde düşünmüşlerdir. Örnek olarak, Wilson Sayres, “Acaba, tüm dünyadaki erkekleri etkileyecek bir virüs 8000 yıl önce yayılmış olabilir mi?” diye sormuştur. Ekip ise bunu pek olası bulmamıştır.

Bir sonraki testler, varlıklılık ve zenginlik fikri üzerine olacak, araştırıcılar, bu kültürel özelliğe gösterebilecek genetik işaretler aramayı planlıyorlar. Ekip üyeleri, ayrıca antropolog ve arkeologlarla iş birliği içerisinde çalışıyorlar ve onların bu konudaki fikirlerine başvuruyorlar.

Doğa, canlılar üzerine büyük bir etkiye sahiptir, insan kültürü de öyle. Genel düşünce olan, tarımın ve yerleşik hayatın “uyum sağlayanın hayatta kalması” durumunun önün geçtiği düşüncesini, bu çalışma yanlışlar nitelikte görünüyor. 8,000 yıl önce kültürel bir şeyler oldu ve izlerini bugün hala taşıyoruz.

Kaynak: http://www.psmag.com/nature-and-technology/17-to-1-reproductive-success

Leave a Reply