Afrikalı tarihöncesi insan kemikleri üzerinde yapılan ilk DNA analizi!

Afrika, türümüzün doğduğu yer ve atalarımızın geçmiş dönemlerdeki dünyayı saran göçlerinin kaynağıdır. Fakat Afrika, insan evrimini anlamak konusundaki devrim niteliğindeki antik DNA çalışmalarında dışarıda kalmıştı.

Bilim insanları, Avrupa’da Neanderthallere ait, Asya’nın tarihöncesi hayvancı toplumlarına ait, Amerika’nın tarihöncesi yerlilerine ait genomları dizilemişken, Afrika’nın sıcak ve nemli iklimi, bilim insanlarına inceleyebilecekleri çok az bozulmamış DNA bırakmaktadır. Imperial College London’dan antropolojik genetikçi Jason Hodgson, “Sonuç olarak, Afrika partinin dışında kaldı.” demektedir.

Simdiye kadar..

Bu hafta Science dergisinde yayınlanan yeni bir makale, Afrika’nın ilk tarihöncesi genomunu ortaya koymakta: Mota’nın genomu, 4500 yıl önce Etiyopya’nın yüksek kesimlerde yaşayan bir avcı-toplayıcı. Kalıntıların bulunduğu mağaranın ismiyle anılan Mota genomu için Hodgson “etkileyici bir başarı” demektedir. Çalışmanın içinde yer almayan Hodgson “Bu çalışma bize, geçmişteki bir çok nüfus hareketlerinin öncülü olan Afrikalı genomunun nasıl göründüğüne dair ipuçları vermektedir.” Bu genom yaşayan Afrikalılarla karşılaştırıldığında ise oldukça ilginç bir sonuç ortaya çıkmıştır.

Afrika, genelde göçlerin dışa doğru olduğu bir bölge olarak görülür, fakat genomlar Orta Doğulu çiftçilerin yaklaşık 3500 yıl önce Afrika’nın içlerine doğru büyük bir göç gerçekleştirdiklerini ortaya koymaktadır. Bu çiftçilerin DNA’ları kıtanın her yerine, hatta izole halde olduğu düşünülen, Güney Afrika’nın Khoisan halkı ve Kongo’nun pigmeleri gibi gruplara kadar erişmiştir.

sn-africamapSt. Petersburg’daki Güney Florida Üniversitesi’nden antropologlar John ve Kathryn Arthur bu iskeleti 2012 yılında bölgenin ileri gelenlerinin, savaş döneminde Gamo halkının saklanma yeri olan Mota Mağarası’nı göstermeleriye keşfetmiş oldular. Antropologlar yetişkin erkek iskeletini radyokarbon tarihlendirmesinin 4500 yıllık olduğunu gösterdiği taş tabakanın altından çıkardılar. Araştırıcılar diğer kemiklere göre daha fazla DNA barındırma ihtimali olan, iç kulaktaki petrous kemiğini incelediler.

Gerçekten de belki biraz da yüksek bölgedeki soğuk iklimin de yardımıyla DNA’nın korunmuş olduğunu gördüler. Araştırıcılar her DNA bazını 12,5 kereden fazla dizileyebildiler, bu da genomun yüksek kalitede olduğunu göstermektedir. Cambridge Üniversitesi’nden popülasyon genetikçisi Andrea Monica ve yüksek lisans öğrencisi Marcos Gellego Llorente, genom dizisini incelediklerinde, Mota adamının kahverengi gözleri ve koyu renk derisi olduğunu, bunun yanında yüksek rakımda yaşamaya uyarlanma ile ilgili genlere sahip olduğunu gördüler. Bu bölgelerdeki bazı zirveler 4500 metre yükseklikte olabilmektedir.

Mota’nın genomundaki 250,000 baz çifti, Afrika’dan 40, Avrasya’dan 81 bölgedeki popülasyonlara ait bireylerin genomları ile karşılaştırıldı ve genetik olarak Etiyopya’nın yüksek bölgelerde yaşayan Ari halkının, en yakın topluluk olduğu görüldü. Araştırıcılar Ari halkının taşıdığı fakat Mota’da bulunmayan, 4500 yıllık süreçte bu popülasyona eklenmiş olan genleri ayıkladılar. Ari halkında veya diğer Afrikalılarda Mota’da bulunmayan yaklaşık %4 ila %7 arasında geni olduğunu gördüler. Bu genlerin ise modern Sardinyalılara (Akdeniz’de İtalyan adası) ve Almanya’nın tarihöncesi çiftçilerine benzer olduğu görüldü. Daha önce yapılan çalışmalarda, günümüzde yaşayan Afrikalılarda tarihöncesi çiftçilerin DNA’larına rastlanmıştı, fakat Mota genomu, araştırıcıların bu gen akışının zamanı hakkında bilgi sahibi olmasını sağladı.

Monica, hem Avrupalı çiftçilerin, hem de Afrikalıların bu ortak DNA’sının Orta Doğu’daki bir popülasyondan, belki Anadolu veya Mezopotamya’dan köken almış olabileceğini ileri sürmektedir. Bu Orta Doğuluların bir kısmı 8000 yıl öncesinden itibaren Avrupa ve Asya’nın içlerine doğru göç etmeye başladılar, bunlardan bir kısmı Avrupa’nın ilk çifçileri oldular. Diğer bir kısmı ise büyük ihtimalle Mota’nın da yaşadığı dönemden sonraki dönemlerde Afrika’ya göçtüler. Bu hipotez, 3000-3500 yıl öncesine ait Orta Doğu’ya özgü tahılların izlerine Afrika’da rastlanması bilgisine de uygunluk göstermekte.

Monica’ya göre çok uzak bölgelerdeki Afrikalıların bu çiftçi DNA’ları taşıyor olması büyük bir göç dalgasına işaret etmektedir. Göçün olduğu dönemlerde Afrika’da da tarım yapılmaktaydı, fakat yeni gelenlerin genlerinin bu kadar yayılmasını sağlayan bazı avantajların olma ihtimali yüksek gibi görünüyor. Monica, “Çok fazla insanın gerçekleştirdiği bir göç olmalı, belki de başarılı yeni tohumlarla birlikte gelmiş olmalılar.” demektedir.

Harvard Üniversitesi’nden popülasyon genetikçisi David Reich, Afrikalılar ve Avrasyalılar arasında olan bu büyük melezleşme olayından etkilenmiş görünüyor. “Uzun zamandır, Mezopotamya’dan Kuzey Afrika’ya göç konusu konuşulmaktaydı. Fakat, Doğu Avrasya’dan üzerinde çalışılmış olan her Afrikalı topluluğu, Mbuti Pigmeleri’nden Khoisan halkına kadar? Bu çok şaşırtıcı ve yeni.” demektedir.

Afrika’ya ve Afrika’nın dışına yapılan göçler olasılıkla karmaşık ve sürekliydi. Hodgson, “Bu çalışma oldukça özgü, umarım ki Afrikalı genomik çalışmaları için sadece bir başlangıç olur.” demiştir.

Kaynak:  sciencemag.org

Leave a Reply