Antik Etobur Keseli Sıçan Memelilerin Tarihini Altüst Ediyor

Antik Etobur Keseli Sıçan Memelilerin Tarihini Altüst Ediyor

Dinozorların yok oluşunu izleyen 65 milyon yılda, memelilerin başarı hikayesi biraz
dengesizdir. Eteneliler (köpekler, atlar ve bizim gibi plasental memeliler) Kuzey Yarımkürede bir çeşitlilik patlaması ile birlikte boş kalan ekolojik rolleri dolduracak evrimsel bir çılgınlık yaşadılar. Metateryanlar (kanguru ve koala gibi keseliler) ise kendilerine ancak Güney Amerika’nın güney bölgeleri ve Avustralya’da mütevazı yerler bulabildiler. On milyonlarca yıldır, ekvatorun kuzeyindeki her yer plasental memelilerin hakimiyeti altında gibi görünüyordu—ama kedi boyutundaki etobur bir metateryanın Türkiye’deki fosil kalıntıları bu hikayeye meydan okuyor.

Fosilleşmiş kafatası ve iskelet parçaları, Türkiye’nin İç Anadolu Bölgesinde Uzunçarşıdere mevkiinde çıkarıldı ve Washington Üniversitesi ve Salford Üniversitesinden araştırmacılar tarafından PLOS ONE dergisinde yayınlanan bir makalede tanımlandı. Kalıntılar Anatoliadelphys maasae isminde yeni bir tür olarak sunuldu ve metateryan memeli statüsü, belirli iskelet özellikleri ve yaşı (43-44 milyon yıl) nedeniyle çabucak inanılmaz bir bulgu olarak tanındı.

Anatoliadelphys, minik, böcek yiyen çağdaşlarından hiçbirine benzemiyordu. Ortalama bir kavun ağırlığında olan Anatoliadelphys, herhangi bir kuzeyli metateryan memeliden daha büyüktü. Ayrıca güçlü bir ısırıkla kemikleri ve zırhlı böceklerin kabuklarını parçalayabilecek engebeli azı dişlerine sahip iri çenelerle donanmış bir etoburdu. Anatoliadelphys üzerindeki analizler, bu kedi boyutlarındaki hayvanın harika bir tırmanma ve kavrama kabiliyetine sahip olduğunu ve ağaçlarda yaşadığını ortaya koyuyor. Anatoliadelphys muhtemelen Avustralya’nın keseli kedileri ile keseli sıçanın bir karışımı gibi görünüyordu. Ancak sevimli bir tüy yumağı olmak bir yana, Anatoliadelphys daha çok kemik kırıcı çeneleriyle av peşindeki bir keseli ağaç sırtlanına benziyordu.

Anatoliadelphys’in keşfi metateryanların paleontolojik hikayesinin bir bölümü baştan yazıyor ve dünyanın bu yarısındaki besin zincirinde değişmez bir şekilde plasental memelilerin hakimiyetinde olduğu düşünülen bir bölgeyi de işgal ettiklerini gösteriyor. Bu gerçeklik tipik olarak plasental memelilerin potansiyel bir rekabet avantajına sahip olması ile açıklandı. İşin doğrusu, metateryanlar açısından zengin güneydeki kıtalar kuzeyin sorunlarla kaynayan kazanından, plasental rekabetten izoleydiler ve bu iki bölge sonunda karşılaştığında, kaybeden metateryanlar oldu.

3 milyon yıl önce hayvanların o zamanlar yeni oluşmuş olan Panama Berzahını kullanarak Kuzey ve Güney Amerika arasında yer değiştirmesinin yani Büyük Amerikan Değişimi’nin ardından olanları düşünün. Bundan önce, Güney Amerika, kılıç dişli kedi benzeri bir tür olan Thylacosmilus ve kurt benzeri hayvanları içeren, keselisırtlangiller olarak bilinen korkunç etobur metateryanları barındırıyordu. Ancak Kuzey Amerikadaki kedi ve köpek gibi  plasentaletoburlar berzahı geçtikten hemen sonra bu türler yok oldu. Avustralya da endemik keseli hayvanların (diprotodonlar ve düz suratlı kangurular gibi) yok oluşunu, şüpheli bir şekilde plasental memelilerle karşılaşmalarına yakın bir zamanlama ile yaşadı.

Bu karşılaşmalarda metateryanların her zaman kaybetmesinin nedeni olarak omuz ve kafataslarındaki gelişim kısıtlamalarının onları evrimsel olarak daha az esnek yapması ve bu kısıtlamalarla keseli hayvanlar ve akrabalarının yeni zorluklara daha zor adapte olabilmelerini gösterebiliriz. Bu kısıtlamalardan etkilenmeyen plasental memeliler ise, yiyecek elde etme, avcılardan kaçma ve çevrelerinden yararlanma konusunda kullanabilecekleri çok daha geniş evrimsel imkanlara sahip olmuşlardır. Fakat Anatoliadelphys mücadele ile gelişmiş, olasılıkları yenmiş ve metateryanların aşağılık eğilimini reddetmiş bir istisna değildi.

Anatoliadelphys’in varlığının sırrı, onun Anadolu’daki evinin bir ada olduğunu gösteren 40 milyon yıllık bir jeolojik ve paleontolojik kanıttan geliyor. Bu ada bir sığınak görevi görerek, Anatoliadelphys’e ana karadaki plasental memelilerle herhangi bir rekabete girmeden, avcı boşluğunu doldurmak üzere evrilebileceği bir ortam sunmuştur. Bu fosil geçmişten inanılmaz bir fotoğraf gibi, düşman hatlarının gerisinde korunaklı bir yadigarı, fani bir başkaldırıyı aydınlatıyor.

Çeviren: Oğuzhan Zengin

Kaynak