Atalarımız Neolitikten Önce Nasıl Besleniyordu?

Neolitik devre kadar yaşamış olan öncüllerimiz nasıl besleniyordu? Alet kullanma süreci nasıl gelişti? Ateşi ne zaman keşfettik ve ne zaman kullanmaya başladık? Diyetimizi nasıl tespit ediyoruz?

İlk İnsansılar da Beslenme

İnsanın ilk bilinen öncülleri genellikle bitki ağırlıklı bir diyete sahip olmakla beraber böcek yiyicilik, sert kabuklu yiyecekler (lifli besinler)  ve küçük memelilerle de beslenmişmiş olabilirler. Bildiğimiz üzere birçok beslenme şekli bulunmaktadır. Otçul (Herbivor), Etçil (Karnivor), Hepçil diyet (Omnivor), Böcek yiyicilik (Insectivor), Meyve yiyicilik (Frujivor), Tohum yiyicilik ( Gronivor) gibi çeşitli beslenme şekillerinin büyük bir kısmını evrim tarihimiz boyunca az veya çok bir şekilde tüketmişiz. Ancak ilk hominidlerin diyetleri ağırlıklı olarak meyve, otçul, böcek yiyicilik, sert kabuklu tohum ve yiyeceklerden oluşuyordu. Bu dönemde yani 7,5 ila 3 milyon yıl öncesinde avlanma yok denecek kadar az veya ufak çaplı böcek veya memelilerin yakalanması ile et tüketimi sağlanıyordu. Genel olarak ise toplayıcılık ağır basmaktaydı.

İnsan evriminde günümüz insanın öncülü sayılan Australopithecuslarda da beslenme büyük oranla bitki, sert kabuklu ve lifli yiyecekler, meyve, böceklerden oluşuyordu. Ancak evrim çizgisinde günümüze doğru gelirken (yaklaşık 2,5 milyon yıllarına doğru)  diyetimizde etin önemi ve yeri artmaya başlamıştır. Özellikle birkaç fosil kafatasında pençe izleri bulunmuştur. Bunun bize yırtıcı hayvanlarla girişilen leş kapma yarışının bir göstergesi olma olasılığı yüksektir.  Leşler avlanmaya göre daha az zahmetli ve kolay bulunan bir besin kaynağı olmuştur. Australopithecusların dünya sahnesinde yer aldıkları sürede ateşi kullandıklarına dair bir kanıt bulunmamıştır bu da besinleri çiğ tükettiklerini göstermektedir.  Ancak burada belirtilmesi gerekir ki Australopithecus cinsine ait birçok tür bulunmaktadır ve bu türlerin hepsi aynı diyete sahip değildirler. Bazı türler birbirine çok benzerken bazı türler diğer türlerden nerdeyse tamamen ayrılmıştır.

Burada et diyetli beslenmeye ve ufak çaplı avcılıktan daha üst bir seviyeye geçişin izlerini görebileceğimiz bir Australopithecus türü olan Au. garhi önemli bir noktada durmaktadır. Özellikle kültürün başlangıcı olan Paleolitik Dönemi’nin başlamasını sağladığı var sayılan bu tür;  ilk aletlerin üretiminin izlerinin bulunması ve bunları hayvanların kemiklerini parçalamak ve besin açısından değerli olan iliğin tüketilmesi ile kendini insan evriminde önemli bir noktaya koymuştur. Au. garhi’nin neden önemli olduğunu Tim White üç maddede açıklıyor; birincisi, bu tür insan ailesinin potansiyel atası olarak eklenmiştir. İkincisi, Au. garhi 2,5 milyon yıl öncesinde mevcut insan uzuv oranlarının oluşmasında, yani uyluk kemiklerinin (femur) uzamasının üst kolun kısalmasından önce olduğunu göstermektedir. Üçüncüsü, iri memelilerin parçalandığına dair buluntular, ilk taş alet endüstrisinin et elde etmek ve büyük hayvanların iliklerinin çıkarılması amacıyla geliştirildiğini göstermektedir. Bu beslenme rejimindeki devrimin (et ağırlıklı beslenmeye geçiş) sinyali olabilir. *

Yakın Öncüllerimiz: Homo Cinsi Nasıl Besleniyordu?

Beslenmemizin evrimi açısından en önemli gelişmelerin yaşandığı yer Homo cinsinin dönemi sayılabilir. Gelişmiş alet kültürü, ateşin keşfi ve kontrollü kullanımı ve avcılık Homo cinsinde görülür. Homo cinsi değişen iklim koşullarına ayak uydurarak yeni beslenme stratejileri geliştirdiler. Özellikle ağaç yaşamının tamamen yok olması ve savanlara açılmamız (Homo genusu öncesi tam olarak ağaç yaşamında kopuş yaşanmamıştır.) bizi yeni beslenme şekillerine yönetilmiştir. Burada belirtilmesi gereken detay et tabanlı bir diyetin hızla artması ve aynı zamanda diğer besin şekillerinin de tüketilmesine devam edilmeye başlanmasıdır. Özellikle bu dönemi göz önüne alırsak Homo cinsine gerçekten bir omnivor (hepçil) diyebiliriz. Bu dönemden biraz daha bahsedecek olursak kara hayvanlarının avlanması dışında deniz hayvanlarını da avlıyor ve tüketiyorduk. Bunların dışında alet kullanarak toprağı kazıyor ve derinlerdeki yumruları çıkartıp tüketebiliyorduk. Tabi ki olmazsa olmazlardan yabani otlar, bitki kökleri, mantarlar ve meyveler de diyetimizdeki yerini koruyordu.

 Peki, Bunu Nasıl Anlıyoruz? Beslenme Diyetleri Nasıl Tespit Ediliyor?

Beslenme açısından en önemli kanıtlar dişlerde ve kafataslarımızda bulunmaktadır. Özellikle dişler diyete göre özelleşmiş bize sağlam kanıtlar sunmaktadır. Etçil bir canlının diş yapısı ile otçul bir canlının diş yapısı çok farklıdır. Örneğin etçil canlılardaki köpek dişleri (canine) otçul hayvanlara göre daha büyüktür. İnsanın öncüllerinin yediği sert ve lifli yiyecekler sebebiyle fosillerde çiğneme kaslarının belirgin tutunma yerleri bulunmaktadır. Yine diyetlerindeki sert bitkiler sebebiyle dişler daha kalın ve daha çok aşınmış durumundadır.

Dişlerimizin günümüze dek gelen evrim hattında küçülme eğiliminde bulunması da diyetimizin değişimini simgeler. Ayrıca güncel bir sorunumuz olan 20lik dişlerimizin de önemini kaybetmesi önceden bu dişlerin daha büyük olması ve öğütücü olarak kullanması ile alakalıydı. Özellikle ateşin keşfi ile besinlerin tüketilmesi daha kolay hale gelmiştir.  Homo erectuslarda görebileceğiz bazı değişiklikler de mevcuttur; bunlar kesme, koparma veya parçalama için kullanılan kesici dişlerin fosillerde günümüzdeki hallerinden daha keskin olduğudur. Bunlar dışında kafatasımız üzerinden de birçok örnek verilebilir.  En iyi ve en bilinen örnek segittal crest denilen ibik şeklinde kafatasının üzerinde bulunan çiğneme kaslarının tutunduğu yerin yok olmasıdır.

Beslenme ve Alet Kullanımı

Yukarıda bahsettiğimiz gibi ilk taş aletler Au. garhi’ye atfedilmektedir.  Ancak hala bir hipotez olan osteodontokeratik kültür, Australopithecus türünün kemik, boynuz ve dişten oluşan aletleri kullandığını dile getirmektedir. Bu hipotez 1924 yılında antropolog Raymon Dart tarafından öne sürülmüştür. Bu hipotezi destekleyen kanıtlar Au. garhi’nin fosil yatağında bulunmuştur. Bunun dışında bazı antropolog ve arkeologlara göre fosilleşmesi mümkün olmayan bazı aletlerde (örneğin ağaçtan yapılmış aletler) kullanılmış olabilir. Biz elimizdeki kesin fosil kanıtlarından gitmek zorundayız.

Bilinen ilk sistemli alet kültürü elimizdeki kanıtlar ışığında Homo cinsinde görülmektedir. Birçok çeşitte alet kültürü mevcuttur ve bu kültürler günümüze gelesiye kadar devamlı daha iyi bir şekle getirilmiştir.  Bu aletlerden Oldovan alet kültürü bilinçli olarak üretilen ilk ataş alet kültürüdür. Bu taş aletler ile yiyeceklere vurarak işleme, aletlerin çekirdekleri ile de kesme ve kazma işleminde kullanılmıştır.

Aletler geliştikçe işlevleri çoğalmış veya aynı Aşölyen taş alet kültüründe olduğu gibi özelleşmiş ve her alet farklı bir iş için kullanılmıştır.  Deri yüzme, balta, kesici, kazıyıcı vb. işlevleri için Aşölyen alet çantasında özelleşmiş aletler bulunmaktadır. Görülen başka bir detay ise aletlerin günümüze geliş sürecinde daha da ince işçilik ile yapılmasıdır. Ok, mızrak gibi silahların yapımında kullanılan taş alet kültürleri mevcuttur. Özellikle ilerleyen süreçlerde aletlerin ham maddesi çakıl taşı dışına çıkmış kemik, fildişi, obsidyen, çakmaktaşı vb. ham maddeler kullanılmıştır.  Aletler beslenme açısından önemli bir yere sahiptir. Avlanma esnasında, avlanma sonrasında avın hazırlanışında kullanıldığı gibi yabani tahılların hasatında da kullanılmıştır.

Ateşin Kullanımı ve Beslenme

İnsanlık tarihinin en önemli kültürel buluşlarından biri olarak ateşin kullanıldığına dair kanıtlara ilk 1,5 milyon yıl önce Homo erectusların yaşadığı Doğu Afrika’da ki Koobi Fora ve 1.4 milyon yıl önce Chesonwanja’da rastlanılmıştır. Ateşin evcilleştirilmesi ve kontrollü kullanımı ise 1 milyon ila 800.000 yıl öncesine uzanır. Bu kalıntılar G. Afrika’da ki Wondeweck mağarası ve Pekin yakınlarındaki Zukudiyan doğal mağarasında bulunmuştur.

Ateşin evcilleştirilmesi ve kontrollü kullanımı ısınma, aydınlanma, vahşi hayvanlara karşı korunma ve besinleri pişirme gibi olanaklar yaratmıştır. Bu olanaklar ise evrimimizde önemli bir yere sahiptir. Besinlerin pişirilmesi sayesinde yukarıda bahsedilen fosillerdeki değişikler meydana gelmekle birlikte besinlerin tüketimi daha az zaman almış ve daha kolay tüketilmiştir. Diğer kuyruksuz iri maymunlar besinlerin tüketilmesi çok uzun süreler almaktadır. Gereken besin ihtiyacını karşılamak için yemesi gereken miktarı da hesaba katarsak günde sekiz saatten fazlasını sadece yemek yemeğe ayırmaktadırlar.  Ateş ile birlikte bunun çok daha az zaman dilimine inmesi sosyal hayatında başlangıcı sayılabilir.

Üstelik ateş ısınma ve aydınlanma aracı olarak da kullanılıyor olması mağara yaşantılarının daha sosyal olmasına neden olmuştur. Homo cinsinin sağlığı acısından ise etlerin çiğ tüketiminden dolayı meydana gelen hastalıkların büyük oranda azalmasıdır. Ateş sayesinde etteki hastalığa sebep verecek organizmalar temizlenmiş olmakta ve bu da Homo cinsinin ömrünü uzatmaktadır. Üstelik çiğ ete göre pişmiş eti tüketirken daha az kalori harcarız ve daha az yoruluruz. Pişmiş yiyeceklerin mide ve bağırsaklara fazla yükü olmamakla birlikte sindirme zorluğu, gaz ve sancı gibi çeşitli sorunlar çekmeyiz.

Sonuç olarak;

Beslenme insan evriminde çok önemli bir yere sahiptir. İnsan morfolojisini, yaşam süresini, sosyal hayatına kadar birçok noktayı etkilemiştir. Neolitik Dönem’e (tarım devrimine) kadar Hominidler bitki, tohum, kök, meyve ve böcek ağırlıklı beslense de etin diyetlerine girmesi ve önem kazanması evrimimiz acısından çok değerlidir. Ancak bu süreçte bitkilerden, kök ve tohumlardan da kopmamış onları da tüketmeye devam etmiştir. Yani hem avcı hem toplayıcı bir yaşam biçimi benimsemiş ve bunu Neolitik devrimine kadar sürmüştür.

Kısacası Hominidler spesifik olarak da Homo genusu ne bulursa yiyen bir canlı olmuş ve bu durum onun hayatta kalma savaşınımda daha avantajlı bir duruma getirmiştir.  Evrimimizde beslenme alışkanlıkları ile birlikte alet kullanımı ve ateşin yardımıyla şuanki durumumuza gelmemiz de en büyük paya sahip olduğu gerçektir.

Beslenmenin ve insanın evriminde önemli kilit noktalar bulunmaktadır. Bunlar; dik yürüme, alet kullanımı, ateşin keşfi ve evcilleştirilmesi ve en önemlisi iklim. İklimsel değişiklerin doğrudan etkisi bulunduğu gerçeğini de unutmamalıyız. İklim değişikleri yaşadığımız çevreyi etkilemiş, değiştirmiş ve besin kaynaklarına doğrudan etkide bulunmuştur. Bu durum da bizim evrimimizdeki seçimlerimizi, yönelimlerimizi büyük oranda etkilemiştir.

 

Kaynakça ve ileri okumalar;

*Kottak, P. C., Antropoloji İnsan Çeşitliliğine Bir Bakış 2013; S: 174

  1. Kottak, P. C., Antropoloji İnsan Çeşitliliğine Bir Bakış 2013; S: 159-192
  2. Özbek, Metin, Beslenme Kültürü ve İnsan – Niçin Sağlıksız Besleniyoruz 2013
  3. Reichholf, Josef H., İnsanın Evrimi – Beş Milyon Yıllık Macera 2014
  4. Bronowski Jacob, İnanın Yükselişi – Türümüzün Biyolojik ve Kültürel Evrimine Renkli Bir Bakış 2012

 

 

Leave a Reply