Bilim, Evrim, Antropoloji

Avrupa Kıtasına yerleşim Göç, İş birliği ve Adaptasyona dayanır – Uzun zaman dilimine kısa bir bakış
, / 2328 0 0

Avrupa Kıtasına yerleşim Göç, İş birliği ve Adaptasyona dayanır – Uzun zaman dilimine kısa bir bakış

SHARE

Göç çeşitlerini ele almak, hem tarihsel hem de arkeolojik yaklaşımlarla Avrupa topluluklarını ortaya koyarken önem teşkil etmektedir. Arkeolojik ve özelikle son zamanlarda yapılan genetik çalışmalar bizlere nüfus durağanlık aşamalarının hızlı nüfus değişimi ile takip edildiğini ortaya koymaktadır. Aslında, hatırı sayılır düzeyde Avrupa’da var olan nüfus yaklaşık 7000 yıl öncesinden beri Yakın Doğu atalarımızdan meydana gelir. Bu göç etmiş nüfus, günümüzde de insanların halen Avrupa’ya ulaşmaya çalıştığı bölgeden, tarımın Batı Avrasya da başladığı “Bereketli Hilal” denilen merkezinden gelmiştir.

Ancak Avrupa’ya göç sandığımızdan da eskiye, 1.000.000 ile 800.000 yıl arasında erken dönem Homoları’nın Afrika’dan Yakındoğu üzerinden çıkışına dek uzanmaktadır. Nihayetinde bu hepimizin Afrika kökenli olduğumuz anlamına gelir.

Muhtemel bir şekilde Afrika’dan çok daha öncesinden çıktığımızı söyleyen bu teori, 40.000 yıl önce anatomik modern insanın yine Afrika’dan Batı Avrasya’ya vardığı bilgisiyle çatışma içerisindedir. Ancak ikinci göç eden bu insanlar aslında bizim doğrudan atamızdı. Ve onlar Neandertaller popülâsyonuyla temasa geçerek, Neandertalleri Batı Avrasya kara kütlesinin sınır bölgelerine itmiş gibi görünmektedir. Bununla birlikte, modern Avrupa gen havuzunun yaklaşık %1,5 ila %2’sinin Neandertal kökenli çıkmasından dolayı da bu popülâsyonlar zaman zaman yine birararaya gelmiş görünmektedir.

Bu göç eden anatomik modern insan buzul dönemi bitene kadar geçen 33.000 yıl boyunca Avrupa popülâsyonunu meydana getirir. Erken buzul dönemi sonrasında küçük çaplı göçlerin ara sıra olduğunu gösteren bulgular olsa da, gelecek büyük nüfus değişimi 7.000 yıl önce tarımın yayılmasıyla gerçekleşir. Ve böylece bu dönemde insanlar tamamıyla yeni teknoloji ve ekonomi ile güneyden ılıman Batı Avrupa’ya gelir. Yaygın biçimde iki güzergâh kullanıldığı düşünülmektedir. Bunlardan biri kara bağlantılarıyla Anadolu üzerinden Yunanistan, Balkanlar ve Macaristan geçilerek Avrupa merkezine ulaşmaktır (Gronenborn 1999; Szécsényi-Nagy et al. 2015; Horejs et al. 2015). İlginçtir ki bu yollar tam olarak günümüzde bazı Batı Asya ülkeleri ve Suriyeli göçmenler tarafından kullanılan güzergâhla aynıdır. Yine bölgelerin kaynaklarının Fırat ve Dicle nehir vadileri etrafındaki “Bereketli Hilal” ve çevresindeki topraklar olması aşağı yukarı 7.000 yıl öncesiyle benzerdir.

Kara bağlantılarının kullanılarak Balkanlar’dan Avrupa’ya varmak dışındaki kullanılan diğer bir güzergâh da denizyoludur. Bu güzergâh çoğunlukla Akdeniz kıyısındaki yerleşimciler tarafından kullanılmıştır. Tarımla uğraşan bu yerleşimciler böylece hayvancılık ve tarım yaptıkları Kuzeybatı Afrika’nın içlerine ve daha da doğuya İber yarımadasına yerleştiler (Paschou et al. 2014).

Gronenborn_Ober_2014-2kl

Şekil 1: Batı Avrasya’da tarımın yayılışı. Tarıma bağlı tahıllar ve hayvancılık “Bereketli Hilal” den çıkmıştır (turuncu ile gösterilen bölge). (Graphics: D. Gronenborn/ M. Ober, RGZM)

Avrupa kıtasındaki birçok bölgede özelliklede Batısında böylece göçmen popülasyon yerli avcı-toplayıcılarla temas kurmuştur. Bu temaslar arkeolojide yıllarca gözden geçirildi: devamında çiftçi ve yerli avcı-toplayıcıların birbirlerinden yararlandığı ve hatta aynı yerleşmelerde birbirlerinin geçim ekonomileri ve uzmanlaşmaları ile yan yana yaşadığı görüldü (Gronenborn 2007). Sınır bölgelerinde ve kıyı yerleşimlerinde avcı toplayıcılar daha verimli topraklara yerleşmiş çiftçi toplulukların yanında varlığını sürdürüyordu.

Klasik biyolojik antropoloji çalışmalarının çok daha ötesinde, her yeni gen bazlı antik DNA çalışması avcı-toplayıcı ve çiftçi bireylerin fiziksel farklılıkları hakkında bilgiler ortaya çıkarır. Görünen o ki, yerli avcı-toplayıcılar koyu ten, açık renk gözlere sahip iken Anadolu’dan göç eden popülasyon daha açık ten ve koyu renk gözlere sahipti (Mathieson et al. 2015). Bu fiziksel farklar ve belki de daha çok dilleri, ritüelleri, geleneklerindeki temel farklılıklar birçok bölgedeki avcı-toplayıcı ve çiftçi topluluklar arasındaki temas ve biraradalığının günümüzde görmezden gelinmesine sebep oldu. Ne var ki, bu topluluklar birbiriyle iletişim kurmayı ve işbirliği yapmayı her şeye rağmen biliyorlardı.

Neolitik dönemin erken tarım dönemi boyunca başlayan benimseme ve biriktirme süreci 4200 yıl öncesi civarında sonlanmıştır. Bu dönemde oluşmuş bu yeni popülasyon Avrupa’da, bugünkü güneydoğu Rusya ve Ukrayna’nın step bölgelerinde geniş çaplı yayılım gösterdi. Gelecek yüzyılda göç oranlarının düşük olması sebebiyle Avrupa Tunç Çağı topluluklarının başlangıcı genetik olarak büyük oranda günümüz formlarıyla bu step bölgelerine yayılan popülâsyonla oluştu (Brandt et al. 2013).

Özet olarak, güncel tablo Avrupa popülâsyonunun üç ana bileşenden meydana geldiği yönündedir. Bunlar geçmişteki yoğun göçlere dayandırılabilir: Birinci bileşen 40.000 yıl önce Avrupa’ya ulaşan ve Buzul Çağa tarihlenen hareketlilikten, ikincisi 7000 yıl önce tarımın başlamasıyla oluşan hareketlilikten ve sonuncusu yaklaşık 5000 yıl önce steplere varılmasıyla meydana gelmiş olan hareketlilikten meydana gelir (Haak et al. 2015).

Nihayetinde tüm bu nüfusların karşılaşması, biraradalığı ve iş birliği sadece günümüzün Avrupa’sını şekillendirmekle kalmamış, aynı zamanda Yeni Zelanda, Avustralya, Güney Afrika ve Amerika gibi bölgelerde Erken Modern popülâsyonlarının oluşumunda da payı olmuştur.

Çeviren: Meha Abufaur

Kaynak: archaeologik.blogspot.co.at

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com