Bebek Kemikleri Amerika’ya Yapılan Büyük İnsan Göçüne Dair İpuçları Veriyor

Mezara gömülmüş çocuk bir kız ve öldüğünde henüz 6 haftalıkmış. Bedeni geyik boynuzlarından yapılmış bir yatağa kırmızı toprak boyası sürülmüş bir vaziyette gömülmüş ve 11.500 yıl sonra günümüze dek gelebilmiştir.

Arkeologlar onu 2010 yılında Alaska’da bulunan eski bir gömü çukurunda keşfettiler. Daha sonra ise uluslararası bir ekip tarafından çocuğun kalıntılarından genom çıkarttılar. Kuzey Amerika’da şimdiye kadar bulunan en eski ikinci insan genomu olarak yaşayan Yerli Amerikalıların atalarının buraya nasıl geldikleri noktasına ışık tutuyor.

Nature Dergisi’nde yayımlanan analizde, çocuğun şimdiye kadar bilinmeyen bir insan soyuna ait olduğunu gösteriyor; bu grup diğer Kuzey Amerikalılardan hemen sonra ya da hemen önce Kuzey Amerika’ya gelmiş bir gruptu.

Yeni araştırmanın ortak yazarlarından biri olan Kopenhang Üniversitesi’nden Eske Willerslev  “Bu Amerika’nın şimdiye kadar bildiğimiz en eski şubesidir.” Kendisinin ve diğer bilim insanlarının anlatabileceği kadarıyla, bu ilk yerleşimciler kaybolmadan önce binlerce yıl var oldular.

Bu çalışma, Amerikalıların Sibirya göçmenleri tarafından oluşturulduğu uzmanların genetik kanıtları ile de kuvvetlenmiş oldu. Harvard Tıp Okulundan araştırmaya katılmayan bir genetikçi olan David Reich, “Daha önce hiç bu kadar eski bir Kızıldereli DNA’sına sahip olmamıştık” diyor.

Bebeğin kalıntıları Alaska’nın merkezindeki Tanana Nehri Vadisi’ndeki Upward Sun Nehri arkeolojik alanında keşfedildi. Bu kazı alanı 2006 yılında Alaska Üniversitesi’nden Ben A. Potter tarafından keşfedildi.

Görünüşe göre binlerce yıl boyunca kısa ömürlü yerleşim yerlerinde yaşanmışlar. Ara sıra ve sonra insanlar çadır benzeri yapılar inşa ettiler; somon balıkları ve tavşan avladılar.

2010 yılında Dr. Potter ve arkadaşları Upward Sun Nehri’nde insan kemikleri keşfettiler. 11.500 yıl öncesine ait bir ocak üzerinde 3 yaşındaki bir çocuğun yakılmış kemikleri vardı. Arkeologlar ocağı kazarak içeride 2 bebek kalıntısı daha keşfettiler.

Bebeklere Xach’itee’aanenh T’eede Gaay (yerel halkın dilinde Güneş doğuşu kız çocuğu) ve Yełkaanenh T’eede Gaay (şafak alacakaranlık kız çocuğu) isimleri verildi. Bölgedeki Healy Gölü Köy Konseyi ve Tanana Şefleri Birliği bu kemiklerden genetik veri elde edilmesine izin verdiler.  Bu çocukların her birinin farklı annelere sahip olduğuna dair Mitokondrial DNA’yı keşfettiler. Üstelik her bir bebek yaşayan yerli Amerikalılarda bulunan bir tür mitokondriyal DNA’ya sahipti.

Bu bulgular Dr. Potter ve meslektaşları tarafından daha iddialı bir arama başlatmalarına neden oldu. Genetikçiler ekibi eski Kızıldereli kemiklerinin DNA’larını geri kazandırma konusunda etkileyici bir kayıt yapmış olan Dr. Willerslev ile işbirliği yapmaya başladılar.

Yaşayan yerli Amerikalılar iki büyük atadan oluşan gruplardan gelmektedir. Kuzey kolunda Amerika’da Navajo ve Apache ile beraber bazı kabilileri bulunan Kanada’da bulunan Athabascanlar yer almaktadır. Güney şubesinde ise Amerika Birleşik Devletleri’ndeki diğer kabilelerin yanı sıra Orta ve Güney Amerika’daki yerel halk bulunur.

Burada bulunan iskeletlerin yakılmış olması DNA çıkartılması açısından oldukça zorluklar ortaya çıkarsa da Xach’itee’aanenh T’eede Gaay bebeğinden elde edilen genetik veriler sayesinde bu bebeğin yerli Amerikalıların iki ana grubu olan kuzey ve güney gruplarına ait olmadığı ortaya çıktı.

Dr. Willerslev ve arkadaşları tarafından yapılan araştırmalarda Xach’itee’aanenh T’eede Gaay bebeği yerli Amerikalı atalarının yaklaşık 20.000 yıl önce genetik olarak ayrışan ve daha önce bilinmeyen bir nüfusa ait olduğu ortaya çıkarıldı. Şimdi bu insanlara antik Beringians denmektedir.

Beringia Alaska ve Sibirya’nın doğu ucuna son buzul çağında katılan kara köprüsüne atıftır. Bu kara köprüsünün insanların Asya’dan Batı yarımküreye geçişinde rol oynadığından şüpheleniliyor.

Bununla birlikte, belki derken kıyı yerleşimlerinin yükselen deniz suları altında kalmasıyla çok az arkeolojik alan bilinmektedir. Xach’itee’aanenh T’eede Gaay bebeğinin kızıldereli so ağacındaki eşsiz konumu sayesinde, insanlığın bu muazzam adımın nasıl bir hale gelebileceği konusunda bilim insanlarına fikirler sundu.

Tüm yerli Amerikalılar ve ataları Asya’dan çıkmışlardır ve Çin halkıyla uzaktan bir soy paylaşımında bulunurlar. Yeni çalışmada bilim insanları yaklaşık 36.000 yıl önce ayrılmış olan iki soy olduğunu tahmin ediyorlar.

Willerslev, Yerli Amerikalıları yaratacak nüfusun kuzeydoğu Sibirya’da bir yere dayandığını düşünüyor. Arkeolojik kanıtlar, büyük otlakların üzerinde yünlü gergedan ve diğer büyük hayvanları avlayanlara dayanabileceğini düşündürmektedir.

Willerslev “O zamanlar oralar bizim hayal ettiğimiz ya da bugün gördüğümüz kadar kötü bir yer değildi.” Dedi. Aslında Sibirya genetik açıdan çok farklı insanları kendisine çekmiş ve yaklaşık 25.000 yıl öncesine kadar birbiriyle etkileşime girmişlerdi.

Yaşayan Amerikalı yerlilerin üçte birinin DNA’sı yalnızca bir çocuktan elde edilen 24.000 yıllık genomun geldiği eski Kuzey Avrasya’da kaybolan insanlara kadar izlenebilir. Fakat diğer Asya popülasyonlarından gelen gen akışı yaklaşık 25.000 yıl önce kurumuş ve yerli Amerikalıların ataları genetik olarak izole hale gelmiştir. Yeni analizler 20.000 genetik açıdan grupların ayrılmaya başladığını söylüyor.

İlk ayrılış Antik Beringianslar yani Xach’itee’aanenh T’eede Gaay bebeğinin soyundan gelen insanlardı. Bilim insanları Yerli Amerikalıların Güney ve Kuzey diye iki gruba ayrılmasının yaklaşık 4.000 yıl civarında olduğunu tahmin ediyor.

Illinois Üniversitesi’nden bir antropolog olan ve yeni araştırmanın yazarlarından olan Ripan Malhi’ye göre bu genetik sonuçlar insan göçü teori olarak isimlendirilen Beringian Standstill modelini destekliyor. Dr. Malhi önceki genetik çalışmalara dayanarak Yerli Amerikalıların atalarının Beringia’dan geçip Amerika kıtasına dağılmadığını düşünüyor. Bunun yerine orada binlerce yıl oyalandılar çünkü genleri gittikçe farklılaşan varyasyonlara sahip.

Ancak yeni araştırma erken dönem Yerliler’inin binlerce yıl boyunca izole edildiğini (Dr. Malhi’nin tahmin ettiği gibi) ancak bunun nerede olduğunun belli olmadığını ortaya koyuyor.  Dr. Potter genetik veriler birkaç bağlantı noktası dışında konum vermediğini ifade ediyor.

Willerslev “Muhtemelen insanlar en azından 20.000 yıl önce Alaska’da yaşıyorlardı.” Dedi. O yaklaşık 15.700 yıl önce Yerli Amerikalıların ataları Alaska’da genişledikçe, geri çekilen buzullardan kalan topraklara yerleştikçe, güney ve kuzey dalları olarak bölündüğünü de düşünüyor.

Ancak Dr. Potter Yerli Amerikalılara yol açan soyun Alaska’ya ulaşmadan çok önce Sibirya’da iken üç ana kola ayrıldığını düşünüyor.

Yazar: Carl Zimmer –  Kaynak: nytimes.com 

Leave a Reply