‘Bilimi doğru anlayın!’

ABD’deki Notre Dame Üniversitesi’nden biyolojik antropolog Dr. Agustin Fuentes’in Psychology Today dergisindeki “Busting Myths About Human Nature” (insan doğası hakkındaki mitleri ortaya çıkarmak / sona erdirmek) adlı köşesindeki  17 Temmuz 2017 tarihli yazısı:

Popüler kitaplar, insan evrimi ve bizim neden günümüzdeki halimize geldiğimizden bahseder. Halkın büyük bir bölümü bu kitaplara, bilimsel araştırmalardan gelen aşırı fazla bilginin, daha erişilebilir, çekici ve insanın doğası hakkında bilgilendirici hikayelere dönüştürüldüğü için ilgi gösterir.

Albert Einstein bizi, “olması gerektiğini düşündüğümüz şeye değil, olduğu şeye bakın” diyerek uyardığında, “Bu böyledir.” denilen çalışmalara dikkatli ve şüphecilikle yaklaşmamızı istiyordu.  Çekici bir hikayeyi seçerek anlatmak kolaydır, fakat bu bilimsel gerçekliği yansıtmaz. İnsan evrimini konu alan popüler bilim çoğunlukla ideolojik olarak var olan bakış açıların ve çıkarımların taşıyıcılığını yapmak konusunda oldukça başarılıdır. Fakat çoğunlukla insanlara, tamamlanmamış – bazen zararlı – insan evrimi tasvirleri sunarlar.

Yuval Noah Harari’nin çok satan “Sapiens” kitabı bize insanların 70,000 yıl önce belirli bir genetik mutasyon,bilişsel hayal gücü devrimi ve istisna haline gelmeye yönelik tecrübeler yaşadıklarını, sonrasında dominant hale gelip dünya üzerindeki altı farklı insan türüne üstün geldiklerini anlatıyor. Stephen Pinker’ın epik kitabı “The Better Angels of Our Nature” (Doğamızın Daha İyi Melekleri), bize evrimsel geçmişimizin rekabet, şiddet ve cinayetle dolu olduğunu ve sadece son dönemlerde daha iyi olan doğamızın meleklerinin – nihai olarak batı liberal demokrasilerde – içimizdeki şeytanları nasıl uysallaştırabildiğini anlatıyor. Son olarak Nicholas Wade’in oldukça sorunlu ama hala popüler olan “A Troublesome Inheritance” (Sorunlu Miras/Kalıtım) kitabı, genomiğin ve insan evrimi süreci ve örüntüsünün bizim politik ekonomik ve ırkçılaşan tarihimizi açıklayabildiğini ve ayrımcılığın ırkçı doktrinini desteklediğini söylüyor.

Fakat hepsi yanlış!

İnsan evrimi bilimini doğru anlamak önemli. İnsan evrimi çalışmaları içerisindeki çeşitlilik, karmaşıklık, derinlik ve bilimsel veriler konularından habersiz olmak sadece problemli değil, ciddi bir şekilde tehlikelidir de. Özet olarak burda sözünü ettiğim bu üç kitapta eksik olan “bilim”den size bahsedeceğim:

1) Homo sapiens‘in evrimi: Son dönemde keşfedilen Homo naledi, en erken Homo sapiens‘in yeni tarihlendirmesi, sanat ve sembolün ilk ortaya çıkışları ile morfolojik ve genetik veriler insan evrimine dair tam bir hikayeyi gösteriyor, Homo sapiens‘in tek seferde veya rekabetçi bir eşikten sonra oluştuğunu değil. 60-70,000 yıl önce (veya herhangi bir zamanda) ortaya çıkmış bizi biz yapan, ne tek bir bilişsellik geni (hatta birden fazla bile), ne davranışımızda tek bir yenilik, ne de yeni bir beyin yapısı bulunmakta. Modern insanların evrimi, tek biçimlilikten ziyade oldukça karmaşık olmakla birlikte buna, fosil kayıtlarında “tür” diye nitelediğimiz birden çok popülasyon arasındaki melezleşmeler (çiftleşme ve kültür/bilgi paylaşımı) de bu sürece dahil.

Tarihimiz boyunca ve özellikle son 300,000 yılda görülen farklı insan türleri arasındaki karşılıklı iletişime dair artan kanıtlar oldukça karmaşık durumda. Hatta insan kültürel kalıntılarının temel taşını oluşturduğunu düşündüğümüz bu bütün yığının Homo sapiens tarafından üretildiğinden bile emin değiliz, üretenler çok daha küçük beyinlere sahip olan Homo naledi bile olabilir. Neandertallerin takı ve karmaşık taş alet yapmak veya mağaraların içine bir şeyler inşa etmek konusunda oldukça başarılı olduklarını biliyoruz. Ayrıca biliyoruz ki, bir çok modern insan grubu da bunlara sahip değilken, çok karmaşık aletlere ve maddesel kabaca sanata sahip olmak insanlığın göstergesi olamaz.

Çoğunlukla insanın karmaşıklığı, hikayeler anlatmak, geçici kum çizimleri yapmak veya karmaşık arazi kullanımı ve yönetimi sistemleri gibi sosyal ve bilişsel hayatın diğer alanlarında eşit şekilde ifade edilir. Biz, modern insanlar, tek özgün bir mutasyonun yada rakiplerinin veya vücutları ve genomlarından bile oldukça rahat farklılıkları ayırt edilebilecek olan geçmiş insan türlerinin üstesinden gelmelerini sağlayan spesifik bir yeteneğin ürünü değiliz.

Görünüş, davranış ve inançtaki çeşitlilik, günümüzde olduğu gibi insanın geçmişinde de norm olarak görünüyor. Günümüzün global çatışmalarını, çeşitlilikle ilgili sorunları ve kültür çatışmalarını göz önünde bulundurursak, bu geçmişin daha kesin, karmaşık temsili için önemli bir bakış açısı sağlar.

2) Çatışmanın ve şiddetin evrimi: Popüler iddiaların tersine, insanın derin tarihinde çatışmayı öne çıkaran somut arkeolojik veya fosil verileri bulunmuyor. Bu konu çok tartışıldı, fakat bu konudaki veriler ile bitmeyen tartışmalar ve atışmalar herkesin erişebileceği durumda. Konunun henüz belirsizliğini sürdürdüğü ve yeterli veriye sahip olmadığımız söylenebilir, fakat elimizdeki veriler içerisinde, insanın evrimsel başarısını açıklamak için merkezi öneme sahip olduklarını gösterecek, çatışma haline işaret eden arkeolojik veya şiddete işaret eden genetik kanıt bulunmuyor.

Bizim şiddetle ilişkimizin son bir kaç bin yılda daha iyiye gittiği iddiasına gelirsek, bunun sadece neyin şiddeti tayin ettiğini dair çok dar ve seçici bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde doğru olabileceğini gösteren sayısız makale ve akademik dergilerde yayınlanmış değerlendirme yazıları mevcut. Ne savaş alanında ölenler ölümcül şiddetin tek türü, ne de ölüm şiddetin kapsamını, önemini ve etkisini ölçmenin tek yolu. Acı ve ızdırap çekmek de önemsiz değil. Fakat çatışma hali, ve şiddet, günümüzde de insanlar için oldukça gerçek ve önemli bir faktör. Bu bin yıllardır böyle.

Çatışma halinin ne zaman ortaya çıktığını ve insan evrimi sürecindeki şiddet örüntülerini anlamak, bugün insanlığı anlamak ve şiddete ve yıkıma olan uçsuz bucaksız kapasitemizi yönetebilmek için kritik önemde. Asıl verileri ve evrimsel kayıtlardan elde edilen örüntüleri yoksaymak, yüzleşmemiz gereken günümüzdeki zorluklarla ilgili bize anlayış kazandırmayacak.

3) Evrimsel Tarih ve Irk: Toplum ve ırkla ilgili tartışmalar geçmişte ve günümüzde bilimsel literatürde çok çok fazla kez gözden geçirildi, fakat hala günümüzde halkın bir çoğu ve çok fazla bilim yazarı tarafından görmezden geliniyor. Modern insanlar ve diğer atalarımız tarafından üretilmiş olan temel teknolojik ve kültürel yeniliklerin örüntüleri ve temposuna dair arkeolojik kanıtlar, günümüzde ve geçmişteki insan popülasyonlarındaki biyolojik çeşitliliğin dağılımı ve güncel genetik örüntüleri ve Homo sapiens türü boyuncaki on binlerce yıllık kültür tarihi, modern insanların ırk temelli ayrılmaları ve bunun davranışımız, biyolojimiz ve uygarlık tarihiyle ilgili olduğu iddiasını açık şekilde reddediyor.

İnsanın evrimindeki modellerin “Avrupalı”, “Asyalı” ve “Afrikalı” kategorilerine bağlı olduğu iddiasını çürütmek için ırk ve ırkçılık konusundaki tartışmaya girmek zorunda bile değilsiniz. Evrimsel ve güncel biyoloji bilimine dair kısacık bir değerlendirme bile size daha güçlü ve veri temelli insan çeşitliliği, benzerliği ve farklılığına dair bir anlayış ile günümüzde yüzleştiğimiz ırk ilişkileri ve bunun sebep olduğu sorunlarla başa çıkmaya yönelik daha iyi bir içerik sunar.

Çoğunlukla insanı eğlendiren yapılarına karşın, çoğu popüler kitap insanın evrimi bilimini yanlış anlıyor ve buna rağmen halkı bildiğimiz şeyler, bilmediğimiz şeyler ve bunların neden önemli olduğu konusunda yanlış yönlendiriyorlar. Kendinize bir iyilik yapın, bu iddiaları dış görünüşlerine göre değerlendirmeyin, kolay açıklamaya razı olmayın. Verileri araştırın ve karmaşıklığı kucaklayın. Bilgi güç demektir.

Kaynak: psychologytoday.com

Çeviri: Kadir Toykan Özdoğan