Doğa mı , Yetişme biçimi mi?

Bilimin en büyük mücadelelerinden biri: “Sağlığımız doğa tarafından mı yoksa yetişme biçimimiz tarafından mı şekilleniyor?” sorusu beraberlikle sonuçlanmış gibi görünüyor.

Queensland Üniversitesi’nden araştırıcı Dr. Beben Benyamin, Amsterdam Üniversitesi’nden araştırıcılarla birlikte, 14,5 milyondan fazla ikizin dahil olduğu son 50 yılda dünya çapında yapılmış neredeyse bütün ikiz çalışmalarını derlediler.

Bulgularını, Nature Genetics adlı akademik dergide yayınladılar. İnsanların özelliklerinin ve hastalıklarının ortalama olarak %49’unun genetik, %51’inin ise çevresel faktörler ve/veya ölçüm hataları tarafından şekillendiği sonucuna vardılar.

Dr. Benyamin, “Hala, çeşitliliğin ne kadarının genetik, ne kadarının çevresel faktörler kaynaklı olduğuna dair tahmin bulunmakta – insanlar buna doğaya karşı yetişme biçimi diyorlar. Biz bunu çözmek için son 50 yıldaki neredeyse bütün ikiz genetiği çalışmalarını taradık ve bunları bir araya getirdik.” demiştir.

Bütün çalışmalar tarandığında genetik ve çevresel faktörlerin etkileri dengeli gibi görünse de araştırma farklı özelliklerde önemli derece de oransal değişiklikler olabileceğini göstermiştir.

Örnek olarak, bipolar kişilik bozukluğu riski yaklaşık %70 genetik, %30 olarak da çevresel faktörlerin etkisiyle görülmektedir.

Dr. Benyamin, “Doğaya karşı yetişme biçimi çekişmesine baktığımızda, karşı çıkılamayacak kanıta sahip olarak görülen şey, hem genetiğin hem de çevresel faktörlerin kişisel özelliklerin ve hastalıkların ortaya çıkmasında öneme sahip olduklarıdır. Ortalama olarak, herhangi bir özelliğin ortaya çıkmasında %50 genetiğin %50 çevrenin etkisi var gibi görünmektedir. Bu bulgular, bize kendimize bakarken “doğa yetişme biçimine karşı” bakış açısından ziyade, “doğa ve yetişme biçimi” bakış açısını benimseyerek bakmamız gerektiğini göstermiştir.” demiştir.

Çalışma ayrıca, dosyaların %69’unda her bir özelliğin birikimli genetik farklılıkların ürünü olduğunu ortaya koymuştur.

Dr.Benyamin “Bu demek oluyor ki insan karakterlerinin biyolojisini çalışmak için iyi nedenler var ve çok sayıda genin karakter üzerinde bir arada etkisi basitçe her bir genin etkisinin toplamıdır. Bu bulgu, hastalıklara neden olan genleri bulabilmek için en iyi stratejiyi seçmek açısından önemlidir.” demiştir.

Queensland Beyin Enstitüsü’nden Profesör Peter Visscher, çalışmanın bütün genlerini paylaşan tek yumurta ikizlerinin benzerliklerinin, tek yumurta ikizi olmayan yani genlerinin yarısını paylaşan ikizlerle karşılaştırılmaları şeklinde yapılan klasik ikiz çalışmaları kullanılarak oluşturulduğunu söylemektedir.

Profesör Visscher, “İkiz çalışmaları, uzun zamandır insanlar arasındaki çeşitliliğin kaynağının çeveresel mi yoksa genetik mi olduğunu anlamak için kullanılan ana araştırma metot olmuştur, nedeni ise iki çeşit ikiz tipinin bulunabilmesidir.” demiştir.

Çalışmada, 14,558,903 ikizin verileri baz alınarak yapılan, 1958-2012 yılları arasındaki 2748 yayından 17,804 özelliğin analizi kullanılmıştır.

Yayınlanan makale: http://www.match.ctglab.nl./#/home

Kaynak: http://www.uq.edu.au/news/node/117104

Leave a Reply