Doğu Afrika’daki iklim değişikliği insan evrimini hızlandırdı mı ?

Büyük fosil keşiflerinin ana mekanı olan Turkana Havzası bir nevi imalathane görevi görmüş, öncül insanları ise oranın kuru iklimine adapte olmaya itmiştir.

Turkana , “insanlığın beşiği” olarak adlandırılsa da Doğu Afrika’daki bu havzanın önemi tam olarak açıklanamamıştır. Şimdi ise tarihöncesi otoburlardan kalma dişler, bölgenin Homo cinsinin ilk ortaya çıktığı zamanki kendine has iklimini gözler önüne seriyor.

Büyük Rift Vadisi’nde Kenya ile Etiyopya arasındaki Turkana, 1960’larda Maeve ve Richard Leakey’nin orada fosil bulmasından bu yana insan evriminin araştırıldığı kutsal topraklar olarak nitelendirilmektedir. Australopithecus‘tan Homo sapiens‘lere , şu ana kadar bulunmuş en çarpıcı ve en derli toplu ilk insan iskeleti “Turkana Çocuğu” yani Homo erectus‘tur.

Özellikle kurak zamanlarda atalarımız için nemli sığınak olmasından veya fosil kalıntıları için elverişli ortam bulundurmasından dolayı Turkana insan evrimindeki büyük olaylara devamlı olarak ev sahipliği yapmış mıdır ?

Otobur dişleri, bu soruyu cevaplamamıza yardımcı olacaktır. Bölgedeki fosil dişin araştırılmasıyla Finlandiya’nın Helsinki Üniversitesi’nden Mikael Fartelius ve ekibi, bölgenin ilk insanların görülmesinden çok zaman önce yani 8 milyon yıl evvelindeki sıcaklık ve sağanak yağış kayıtlarını bir araya getirdi.

Elde ettikleri veriler, Doğu Afrika’nın, ilk Homo cinsinin ortaya çıktığı üç ila iki milyon yıl öncesinde kurumaya başladığını gösteriyor. Ancak Turkana Havzası bunun çok daha öncesinde kurumuştu.

Fortelius, havzadaki ilk değişikliğin “tür imalathanesi” olarak iş gördüğünü düşünüyor. Çoğunluğun çok daha ilerisinde yer alan, orada evrilmiş yeni türler daha sonraları her yerde boy gösteren kurak ortama adapte olmuştu. Bunun üzerine Fortelius şöyle diyor :

“İstatiksel olarak, kendi zamanından ileride olan yeni türlerin, geri kalmış bölgedekilere göre daha başarılı olmalarını beklersiniz. Turkana havzası, bölgede yer alan orantısız sayıdaki biyoçeşitliliğe katkı sağlamıştır. ”

Fortelius, araştırmasını geçen ayki Londra Royal Society’de kutlanan Richard Leakey’nin 70. doğum gününde sunmuştur. New York, Columbia Üniversitesi’nden Peter de Menocal, ” Bunun harika bir fikir olduğunu düşünüyorum. Afrika’nın belli alanlarındaki ikliminin ne kadar eşsiz olduğunu gösteren ilk çalışma.” dedi.

De Menocal, “Afrika’nın iklimini yeniden yapılandırmak için okyanus tortullarını kullanıyor. Siltli toprak taneleri daha kurak otlaklara gereksinim duysa da fosil planktonların katmanları, daha nemli şartlara uyum sağlar. Bu durum, Kuzeydoğu Afrika’daki geniş bir bölgenin genel iklimi hakkında bizlere bilgi vermektedir.” demiştir.

De Menocal, başka alanların karşılaştırılmasına ortam sağladığından Fortelius’un diş bulgusu kullanımının daha spesifik olduğunu söyler ve ekler :

“Fosillerin bulunduğu alandaki iklimin nasıl değişmiş olduğunu anlamak istiyorsanız [Fortelius’un yaklaşımı] tam size hitap etmektedir.”

Fortelius, otobur dişinin keskin uçlarına ve büyüklüğüne bakıyor. Sığın (elk) dişine benzer kısa dişler, nemli bir bölgenin bereketli bitki örtüsüne işaret etse de atların dişine benzeyen uzun dişler, kurak iklimin otlağındaki kum tanelerini çiğnemek için mevcuttur.

Fortelius:  “Kanıt, doğrudan atın ağzından geliyor.”  Fortelius ve ekibi, buna benzer bir yaklaşımı küresel yağış miktarını saptamada kullanmış ve küresel yağış miktarının gerçek ölçüsüne çok yaklaşmıştır.

Dişte bulunan kanıtlar, Menocal’ın deniz tortullarıyla yaptığı çalışmasında ve kuru araziye uyum sağlamış bitkilerin karbon-13 analizlerinde de savunulduğu üzere geniş bir bölgenin 3 milyon yıl önce kurumaya başladığını gösteriyor.

Menocal şöyle diyor : “Kuraklık, insan evriminde önemli bir rol oynar ancak raslantısaldır.” Bulgu, güçlü iskeletleri ve öğütücü dişleriyle bilinen insansı grup Paranthropusa ileveten Homo cinsinin ilk üyesinin fosil kaydıyla da uyuşmaktadır. Daha eski bir grup olan Australopithecus, yaklaşık aynı zamanda yok olmuştur.

“Doğu Afrika’nın kuraklaşması Homo cinsinin ilk fosil kaydıyla uyuşuyor.”

Bu olaylardaki iklim değişikliğinin önemi belirsizdir ama bu değişimin mevcut yemekleri değiştirdiğini söyleyebiliriz. Homininin diş minesi fosilinde yapılan karbon izotopu verileri; yitip gitmiş Australopithecus‘un hemen hemen hep, sıcağa adapte olamamış bitkilerle beslenmesinin aksine Paranthropus‘un öğününün ot ve türevlerinden oluştuğunu göstermektedir. Görünüşe göre ilk Homo türleri ot ve ot olmayan gıdaların karışımını tüketiyorlardı.

İnsan türleşmesinin diğer etkileri, yok oluşlar ve göçler sabit olmayan iklim periyodlarıyla çakışıyor hatta bazı araştırmacılar; büyük beyin ve iki ayak üstünde durma gibi yetilerin, atalarımızın değişen iklimle başa çıkmasına yardımcı olmasından dolayı evrildiğini öne sürüyor. “Ancak açıkça görülen iklim değişikliği ve evrimsel olaylardan çıkarım yapmak zorluklarla dolu.” diyor French National Centre for Scientific Research’ten Hélène Roche.

Ve ekliyor: “Sorun, alandaki detaylara baktığınızda sonucun pek açık olmaması; şimdi her şeyi baştan düşünmemiz gerek.” İlk taş araçların kurak iklimle alakalı olduğu düşünülüyordu ancak bu sene Roche’nin ekibinin Batı Turkana’da bulduğu araçlar, önceki bulguların 700 bin yıl öncesinden.

George Washington Üniversitesi’nden Bernard Wood, fosillerin bulunduğu yerden evrimin nerede oluştuğuna dair yapılan varsayımlar için bizleri uyarıyor. Diyor ki: ” Sorunumuz, bir sarhoşun gördüğü tek şey lamba olduğu için anahtarları onun altında aramasına benziyor. Afrika’da , bir kişinin aynı zaman diliminde aynı kanıtları bulamayacağı kadar müthiş çoklukta alan var.”

Kaynak : https://www.newscientist.com/article/mg22830464-200-did-climate-change-jump-start-human-evolution-in-east-africa/

Leave a Reply