Fosiller insan aktivitelerinin ekosistemin esnekliğini bozduğunu gösteriyor

Utah’taki fosilleşmiş baykuş peleti örnekleri yaklaşık 13000 yıl önce, Yerküre hızlı ısınma periyodu yaşadığı zamanlarda, tekil türler habitatlar ve sahalar ile birlikte değişse bile, küçük memeli topluluğunun kararlı ve esnek/dayanıklı(resilient) olduğunu ortaya koymaktadır.

Buna karşılık, 1800’lerin sonlarından beri insanın doğada neden olduğu değişimlerin bahsedilen topluluktaki biyokütle ve “enerji akışında” muazzam bir düşüşe sebep olduğunu araştırmacılar “Proceedings of the National Academy of Science” da bugünlerde bildirdiler.

Bu enerji akışındaki ani düşüş – verilen bir zaman için bu hayvan grubunun biyokütlesini sürdürmesi için gerekli enerjinin ölçümü – modern ekosistemlerin bugün artık, geçmişte yaptıkları gibi, adapte olamadıklarını gösteriyor.

İklim değişimi bu problemin bir parçası iken, Oregon Devlet Üniversitesi (Oregon State University) ve New Hampshire Üniversitesi’ndeki araştırmacılar arazi örtüsündeki değişimlerin geçen yüzyılda çok daha önemli olduğunu buldular. Yerel olmayan yıllık otların yerel makilik alanların (shrubland) zararına olarak ortaya çıkmasına ve genişlemesine özel olarak ilgi gösterdiler. Söyledikleri, sonuçta olanın, Great Basin’in 13000 yıllık tarihinden ayrı bir ekosisteme dönüştüğüdür.

Çalışma bilerce yıl sonra ekosistem seviyesinde özellik, enerji akışını takip etmek için kendi türünün ilk örneğidir ve en nihayetinde baykuş kusmuğu –yani, bin yıldan fazla zaman önce Great Salt Gölü yakınında Homestad Mağarası’na baykuşların kustuğu sindirilmemiş kemikler, saç ve dişten oluşan küçük pelet — çalışmalarından yola çıkılmıştır. Bu peletler baykuşların çoğunlukla bir ev faresinden ufak memeli avlarının kalıntılarını içermektedir.

Oregon Devlet Üniversitesi Fen Fakültesi’nden yardımcı profesör Rebecca Terry “Bu baykuş peletleri binlerce yıl boyunca sürekli biyolojik değişimleri takip etmemiz için bize gerçekten özel fosil kayıtları sağlamaktadır.” dedi.

“Onlar, bir bakıma son Buz Çağının sonunda gerçekleşen büyük iklim ısınmasında gerçekleşene paralel olmayan, ekosistem davranışında 1800’lerin sonundan beri ani bir bozulma olduğunu gösteriyor. Şu anki durum insanlığın habitata olan etkileri tarafından devam ettirilmektedir ve bu etkiler memeli topluluğuna şekil vermede son asır boyunca sadece iklim değişikliğinden daha güçlü etki ettiler.” dedi.

Bu bölgede son Buzul Çağı sona erdiğinden beri, geniş göller kurudu, bitki örtüsü ormanlardan ve çalılık bozkırdan (sage brush steppe) çöllük çalılık alanlara (desert shrubsland) değişti. Fakat büyük iklim değişiklikleri boyunca, “enerji akışı” neredeyse sabit kaldığını söyledi Terry – bir grup hayvan azaldığında, diğer bir grup arttı ve onun yerini aldı.

1800’lerin sonlarından beri, diğer bir hızlı ısınma bölümü devam ediyor, fakat sistemin tepkisi çok farklı oluyor.
“Türlerin dağılımı zaman içinde değişir ve bu tek başına muhakkak kötü bir şey değildir.Fakat bu araştırma gösterdi ki sarsımlar olduğunda çoğunlukla göreceli olarak sabit kaldığı varsayılan ekosistem seviyesindeki özellikler dahi şimdi değişiyor. Ekosistemler kendi doğal esnekliğini/dirençlerini(resilience), türlerin bir grubunun diğerinin kaybını telafi etme yeteneğini, kaybediyor.” dedi Terry.

Araştırmacılar, yangın sıklığı artarken, 1800’lerin sonlarından beri temel etki yerel çimen demetlerini (native bunchgrass) yerinden eden istilacı püsküllü çayır (cheatgrass) ve çöllük bodur ağaç habitatlarının çıkması olduğunu söylemekteler. Ayrıca, bu istila küçük memeli topluluğunun bileşiminde ve yapısında, daha büyük bodur ağaç-bağımlı türler azalırken, onu küçük, çimen-bağımlı türlere iterek,gözlenen bir değişimesebep olduğunu gösterdiler.

Püsküllü çayır(cheatgrass)düzensizlik durumunda gelişir ve şimdi bu bölgenin büyük kısmı bu egzotik yıllık çimen tarafından etkileniyor.Araştırmacıların söylediğine göre pek çok insan aktivitesi, tarih boyunca yoğun olan besi hayvanı otlatma da dahil olmak üzere, maden kamplarının kurulması ve demir yolları ve yangınların artışı, onun yayılmasını kolaylaştırır. Great Basin şimdi Kuzey Amerika’nın en çok tehdit edilen ekosistemlerinden biridir.

Hem modern ve hem de tarih öncesi verileri birleştiren araştırma modern koruma biyolojisine bilgilenmesinde yardım edebileceğini araştırmacılar söyledi.

“Korunma ve yönetim için, ne zaman, nasıl ve niçin bugün hayvanların cevapları geçmişteki çevresel değişim zamanlarındaki cevaplarından farklı olduğunu anlamak önemlidir.Fosil kayıtları sadece bunu yapmamıza izin verir.” dedi New Hampshire Üniversitesi doğal kaynaklar ve çevre yardımcı profesörü RebeccaRow.

Bu tür çalışmalar son yüzyıldaki insan etkilerinin başlangıcından önce doğal temel çizgilere bir pencere sağlar. Bugün insanlığın toprak kullanımının ekosistem üzerindeki etkileri iklim değişikliğinin baskılarından ayrıştırılabilmektedir.

Çeviren: Enes Albay

Kaynak: http://www.sciencedaily.com/releases/2015/07/150713161435.htm

Leave a Reply