Güney Kafkasya’da elde edilen genetik kanıtlar, şaşırtıcı uzun vadeli istikrarı gösteriyor

Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’a ev sahipliği yapan Güney Kafkasya coğrafi olarak Avrupa’yı ve Yakın Doğu’yı birbirine bağlar. Alan, zamanla büyük kültürel kaymalara yönelik güçlü arkeolojik kanıtlarla, göç için önemli bir kavşak noktası olarak bin yıl hizmet etmiştir. Ve yine şaşırtıcı bir şekilde, 29 Haziran’daki Current Biology’de bildirilen eski mitokondriyal DNA verileri, son 8000 yılda herhangi bir karışıklık olduğuna dair bir kanıt göstermiyor.

Mitokondri annelerden çocuklarına geçer. Bu nedenle, mitokondriyal genomların incelenmesi, bilim insanlarının zamanla kadınların eşsiz tarihini izlemelerine olanak tanır. Danimarka Doğa Tarihi Müzesi’ndeki Geo-Genetik Merkezi’nden Ashot Margaryan ve Morten E. Allentoft, “Güney Kafkasya’nın bir bölümünde birçok eski ve modern mitokondriyal genomu analiz ettik ve en az 8000 yıl boyunca genetik süreklilik bulduk” diyorlar. “Başka bir deyişle, kadın gen havuzunda bu çok uzun bir zaman aralığında herhangi bir değişiklik tespit edemedik, çünkü bu bölge aynı zaman diliminde birden fazla kültürel değişim yaşadı, ancak bu değişiklikler hiç de görünmüyor. En azından kadın nüfusta genetik bir etki yaratmamış.”

Araştırmacılar, eski çağlardan beri kültürel kavşak olarak konumundan dolayı dünyanın bu bölgesini araştırmakla ilgileniyorlardı. Ayrıca, Hint-Avrupa dillerinin potansiyel kökeni ve yaygınlığı için önemli bir alan olarak da bilinir.

Araştırmacılar, bölgenin maternal genetik geçmişini aydınlatmak için bugünkü Ermenistan ve Artsakh’tan, eski Ermenistan ve Azerbaycan sınırındaki bölgededen 52 eski iskeletin tam mitokondriyal genomlarını analiz ettiler. Bu numuneler 7.800 yıllık öncesi bir tarihe uzanıyordu. Allentoft ekibi bu yeni veriyi modern Ermenilerin 206 mitokondri genomuyla ve yedi komşu popülasyondan 480’den fazla kişiyi temsil eden daha önce yayınlanmış verileri birleştirdi.

Antik DNA analizleri için kullanılan Ermenistan’da kazılmış insan kalıntıları. Kalıntılar, Mezarlık 462, Karashamb’da kazılmış Orta Tunç Çağı (M.Ö. 17. yüzyıl) bireyidir. / Pavel Avetisyan

Analizleri, bölgedeki nüfusun, yaklaşık 18.000 yıl önceki son buzul maksimumundan sonra hızla arttığını gösteriyor. Araştırmacılar ayrıca, modern Ermeni gen havuzunun oluşumunu açıklayabilecek beş farklı demografik senaryonun test edilmesi için çeşitli sofistike analizler yaptılar. Araştırmacılar, Güney Kafkasya’da söz konusu dönem boyunca iyi belgelenmiş kültürel değişimlere rağmen, maternal gen havuzundaki genetik sürekliliği kuvvetle desteklediklerini bildirdi.

Bulgular, Güney Kafkasya’nın en azından bazı bölümlerinde kadın nüfusun binlerce yılda meydana gelen birçok kültürel değişime rağmen oldukça istikrarlı olduğunu ifade etmektedir. Ayrıca, son 2000 ila 3000 yıl boyunca belgelenmiş bu bölgeye göçlerin yerel kadın nüfusu üzerinde çok az genetik etkisinin olduğunu göstermektedir.

Margaryan, bulguların ya kültürel kaymaların öncelikle fikir alışverişi yoluyla oluştuğunu ya da öncelikle yeni topraklara taşınan erkekler olduğunu ve onlarla birlikte yeni kültürel fikirler getirildiğini belirtti.

Araştırmacılar, bir sonraki adımın, aynı hikayeyi anlatıp tamamlamadığını görmek için bütün genom verilerindeki bu soruları keşfetmek olduğunu söylüyor. Ayrıca, Gürcistan ve Azerbaycan’daki araştırmacılarla işbirliğini içerebilecek komşu ülkelerden hem modern hem de eski örnekleri ekleyerek çalışmayı genişletmeyi umuyorlar.

Kaynak: phys.org

Çeviren: Bünyamin Tan