Kadın Bilim İnsanlarını Yok Saymayı Durdurmamız Gerekli

Kadın Bilim İnsanlarını Yok saymayı Durdurmamız Gerekli

Hertha Ayrton’ı hiç duymamışsınızdır. 20. yüzyılın başında parlak bir İngiliz mühendis, fizikçi ve mucitti, ve eğer kim olduğunu bilseydiniz film projeksiyon sistemlerinde yaygın olan titreşimi dengelediğinden ona teşekkür ederdiniz. Ancak yaşamı boyunca Ayrton aynı zamanda kadınların seçme ve seçilme hakkı ve bilimsel alanlarda kabulü için önde gelen açık sözlü bir savunucuydu. Ayrton bir başka parlak fizikçinin hak ettiği tanınmışlığa  sahip olmasından emin olmak istiyordu: arkadaşı Marie Curie.

Gördünüz mü? İşe yaradı. Ayrton’ın ölümünden 92, Curie’ninkinden 81 yıl sonra, Ayrton’ın başarısıyla ilgili asıl sorunu görebiliyoruz. Çünkü bugün eğer birinden bir kadın bilim insanı ismi vermesini isterseniz, ilk ve tek söyleyecekleri isim, Marie Curie. Bu, kadınların bilim ve teknolojide daha iyi temsili için en büyük engellerden biri ve şimdi bunu kesmenin vakti. Marie Curie’den bahsetmeyi bırakın, o bu şekilde olmasını istemezdi.

Chapel Hill, North Carolina Üniversitesi’nde Bilimdeki Kadınlar programı yöneticisi Silvia Tomaskova, öğrencilerine ünlü kadın bilim insanlarını tanıttığında -ve bu 20 yıl önce öğretime başladığından beri gerçekleşiyor- aynı tepkiyi alıyor: “Marie Curie”. Tomaskova, her zaman onları ilerletmeye çalışıyor. “Buradan başlamayalım. Başka kim olabilir?” Karanlık maddenin varlığını doğrulayan Vera Rubin’e ne dersiniz? Deneysel fizikçi Chien-Shiung Wu? Wi-Fi, GPS ve Bluetooth’a giden yolu açan bir iletişim teknolojisi icat eden genç Hollywood yıldızı Hedy Lamarr?

Ancak hayır. “Ünlü bilim insanları” eğitim posterlerinde onlar nadiren yer alır (erkekler ve Curie vardır). Onların adını, Ayrton’ınkini duyduğunuzdan daha çok duymamışsınızdır. Curie’nin bir tekeli var.

Beni yanlış anlamayın. Curie olağanüstü bir bilim insanıydı. Nobel Ödülü’nü kazanan ilk kadın ve iki kez alan tek insan. Polonyum ve Radyum radyoaktif elementlerini keşfetmesi, radyoaktivite üzerine tamamen yeni araştırma alanları açtı. Çalışması dünyayı değiştirdi. Fakat şüphesiz, siz bunu zaten biliyorsunuz. Curie, zihinsel dosya sistemimizde klişe bir kartvizite sahip. Bilimdeki bir kadına ne zaman ihtiyaç duyulsa, o bizim varsayılan ayarımızdır. Evet, çalışması çığır açıcıydı, ve evet yaşamı büyüleyiciydi, fakat onun adını -sadece onunkini- söylemek tembellikten daha fazlası. STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) alanlarını sürdüren kadınların yolunun üzerinde duruyor.

Lisede kızlar erkeklerle aynı miktarda fen ve matematik dersi almalarına rağmen -hatta biraz daha yüksek notlar alıyorlar- ABD’deki kadınların yalnızca yüzde 21.5’i üniversitede bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında uzmanlaşma üzerine plan yapıyor. Bilgisayar bilimlerinde 1980’lerden beri kadınların iş gücüne katılım oranı düşmüş durumda. Lisede bir şeyler oluyor ve kızları, genç bir kadın olarak bilimde ya da matematikte yer alamayacaklarına, daha az teknik alana ve daha hafif mesleklere yönelmelerine ikna ediyor. Onlara göre Curie bir rol model değil. O, göz kamaştırıcı, ulaşılamaz bir istisna.

Karar verme kabiliyetimiz, bilgi temelimizin genişliği kadar kapsamlıdır. Kızlar kimya ya da arkeoloji düşündüğünde, diyelim ki erkeklerle dolu bir çalışma alanı bulduklarında, laboratuar sırasında bir taburenin de kendileri için olduğunu hayal etmeleri onlar için zordur. Hem hükümet raporları hem de kişisel açıklamalara göre, STEM kariyeri sürdüren kızlar rol modellerden yararlanıyor. Ve onlar var. Sadece herkesin en beğendiği kadın bilim insanının arkasında gizliler.

Eğer daha çok kadının STEM alanında yer almasını istiyorsak Marie Curie’yi kısa bir süre için askıya almalıyız. Her gizemli TV gösterisinde zorunlu olarak laboratuarda bir kadın olması, bir Lego setine laboratuar önlüklü kadınlar eklemek ya da Mattel’in yeni serisine bilgisayar mühendisi Barbie eklemek (bu pek iyi gitmedi), hepsi çok iyi şeyler. Ancak açıkça yeterli değil. Her birimiz beynimizden refleks olarak gelen o -bildiğiniz- kişiyi temizlemeli ve onu çeşitli önemli kadın yenilikçilerle değiştirmeliyiz. Bunu yaptığımızda, kızlar tarihteki en önemli ve renkli bilgisayar bilimcilerinden biri olan Grace Hopper’ı; kendi ortağı ve bilim camiasındaki diğer kişilerin kabulünden önce kıtasal kaymaların kanıtını gören ve okyanus tabanının haritasını çıkaran Marie Tharp’ı; sayısız bebeğin hayatını kurtaran yeni doğanlar için puanlama sistemiyle Virgina Apgar’ı ve Dünya’nın iç çekirdeğini keşfeden Inge Lehman’ı kazanacaklar.

Hopper “Biz bunu hep böyle yaptık.” demenin ilerleme yolunda berbat bir bahane olduğunu insanlara hatırlatmayı severdi. STEM alanında başarılı kadınlardan daha geniş bir yelpazede konuşmaya kendimizi zorlayarak, şampiyonluk yaratacak  parlak düşünürlerden daha geniş bir seçki ile bir geleceği güvence altına alıyoruz.

Kaynak: wired.com