Kaynağından oldukça uzakta bulunan obsidiyen aletler

Yale ve Cologne Üniversitelerindeki arkeologlara göre 1930’lu yıllarda Güney Suriye’de yapılan kazılarda bulunan obsidiyen kargı; Neandertallerin kaybolmasından hemen sonraki dönemde modern insanın önceden bilinenden çok daha fazla mesafe kaydetmiş olduğunu ispatlıyor.

Kargı, Alman arkeolog Alfred Rust tarafından Suriye’deki Sifta Vadisi’nde bulunan Yabroud site mağaralarında keşfedildi. Aynı bölgede M.Ö. 30.000 ile 40.000 yıllarına tarihlenen pek çok taş alet bulunmakta.

Araştırmacılar obsidiyen ve Türkiye’deki volkanik taşlar arasında kimyasal bir eşleşme yaptılar. Bu eşleşme obsidiyenin mağaraya ulaşana kadar döneminde en az 700 kilometre uzağa taşınmış olduğunu gösterdi. Bu nedenle arkeologlar, Orta Doğu’daki Neandertallerin anatomik olarak modern insan tarafından yerlerinden edilmiş olabileceklerini düşünüyorlar.

Bu döneme ait taş alet üretiminin yerel olarak yapıldığına dair bir kanı olsa da, araştırmanın ortaklarından olan Antik Önteknolojiler Çalışmaları uzmanı Ellery Frahm’a göre obsidiyen gibi egzotik materyallerin arkeolojik kanıt olarak gösterilmesi yaygın kanıyı değiştirebilir.

Yine Ellery Frahm’a göre yapılan analiz sonuçlarına göre, bu obsidiyenler Türkiye’nin ortasından Güney Suriye’ye kadar kadar seyahat ettiler ancak bu seyahat 20.000’li yıllara dayanan arkeolojik kayıtlarda yer almadı. Bilinen en eski obsidiyen kaydı insanların hayvanları evcilleştirme, tarım ve seramik yapımına başladıkları 10.000 ile 15.000’li yıllara tarihleniyordu.

Bulunan kargının kimyasal analizi X-ray ışını ve hassa el cihazları kullanarak yapıldı. Kargıya ait kimyasal özellikler Güneybatı Asya-Ermenistan, Gürcistan- ile Türkiye Göllü Dağ’daki volkanik örneklerle karşılaştırıldı. Ancak 700 km. boyunca nasıl ve ne kadar sürede taşındığı, bu süre boyunca kaç el değiştirmiş olabileceği bilinmiyor.

Frahm’a göre kargı, uzun mesafe için uygun bir hızda taşınmış ve çok ciddi bir hasar almamış. Çok fazla bilenmiş ve kullanıldıktan sonra atılmış. Yarbroud’da bulunan taş alet ve insan yapımı diğer eşyalardan anlaşıldığı üzere, ilk insanlar uzak mesafelere bunun gibi seyahatler yapmış olabilirler.

Araştırmacılar bu aletlere ilişkin kaynağın, orijinal kazı raporlarına ev sahipliği yapan Yale Babil Koleksiyonu’nda bulunan obsidiyen kargılara ilişkin görseller ile açıklamaları içeren Rust raporunda bulunduğunu doğruladılar. Rapor 1950 yılında yayınlanmış. Rapordan anlaşıldığı kadarıyla aynı bölge üzerinde M.Ö. 30.000 ile 40.000 lere tarihlenen yüzlerce taş eşya bulunuyor.

Orijinal Rust raporuna erişimin paha biçilemez olduğunu belirten Frahm’a göre bu rapor, oksidiyen aletlerin birileri tarafından bir çekmeceye yanlışlıkla bırakılan şeyler olmadığını kanıtlıyor.

Kaynak: Archaeology News Network
Çeviren: Deniz Ilgaz