Köpekler de bizi neden seviyor? Genetikçiler DNA üzerinden iz sürüyor

Köpeklerin istekli ve sevimli bir hale evrilmelerini açıklamak için biliminsanları köpeklerin arkadaşçıl kişiliklerinin sebebi olabilecek bazı genetik mutasyonları tespit ettiler. Yeni araştırma, köpeklerin gizemli kökenlerini anlamak ve onların nasıl bizim en iyi tüylü arkadaşlarımız olduğunu açıklamak için yapılan daha geniş çaplı bir araştırmanın bir parçası.

Bir şekilde köpekler, insanların etrafında olmayı isteyecek şekilde evrildiler

Bir şekilde köpekler, insanların etrafında olmayı isteyecek şekilde evrildiler. Karşı koyulamaz, ağızlarından salya akıtan bu yönelimleri, bizi köpeklere bakmaya ikna etti — diğer bir deyişle aklı başında olan insanları sıcak kaka dolu plastik poşetler taşımaya. Kabaca, onbin yıl önce kurtlar, avlarından artakalanlar için insan avcıları takip etmeye başladı. Daha dost canlısı kurtlar fazladan beslenmiş veya daha korkutucu olan kurtlar öldürülmüş olabilirler — ve zamanla bu dostcanlısı olan kurtlar köpeğe evrimleşti.

Ancak, kişilik değişiminin genetik açıklaması hala gizemini koruyor. Princeton Ünversitesinden evrimsel genetikçi Bridgett vonHoldt ve Oregon Eyalet Üniversitesinden Monique Udell, köpekleri kurtlardan neyin ayırdığını bulmak için bir grup biliminsanına öncülük ettiler. Genetik sıralama ve davranışsal testlerin kullanarak birkaç tane genetik farklılığın arkadaş canlısı olmanın arkasında olabileceğini gösteren araştırmaları “Science Advances” dergisinde yayınlandı. “Bu, spesifik bir geni işaret eden ile araştırma olabilir” diyen Cornell Üniversitesinden köpek genetikçisi Adam Boyko: gerçekten heyecanlı bir gelişme olduğunu ve bu genetik varyasyonların gerçekten köpeklerin arkadaş canlısı olmaları ile ilgisi olup olmadığından emin olmak için sonuçların daha büyük ve çeşitli köpeklerde doğrulanmasını arzuladığını belirtti.

Köpekler pazıldan çok insanlara bakmaya zaman harcadı

Bilim insanları 18 köpeğin ve 10 kurtun olduğu bir örneklemle testlere başladılar. Testlerin birinde, hayvanlar bir pazılın içinden büyük bir sosisi almakla görevlendirildiler. Pazıl ile yalnız kaldılar veya bir insanın önündeydiler. Kurtlar bu konuda köpekleri mafettiler. İnsan olduğunda bile dikkatleri dağılmadı ve pazılın içindeki sosise odaklandılar. Ama köpekler pazılla uğraşmaktansa insanın etrafında dolaşmayı tercih etti.

“”Yaptıkları şey takıntılı bir şekilde bu insana bakmak” diyen vonHoldt, “görev umurlarında değil sadece insanla ilgileniyorlar” dedi. Diğer bir test ise köpeklerin ve kurtların kaç dakika yakında oturan bir insanın yanında durduğunu ölçtü. Genel olarak köpekler kurtlardan çok daha fazla zamanını insana daha yakın geçirdi.

Daha önceki bir çalışmada, vonHoldt bir genin köpeklerde, kurtlardan daha yaygın mutasyona uğradığını keşfetmişti — muhtemelen evcilleştirilmeleri sebebi ile. Bu gen aynı zamanda Williams-Bauren sendromlu (WBS) insanlarda eksik olan genlerden birine tekabul ediyor. WBS’li insanlar genelde sosyalleşme ve arkadaş olmaya yönelimli olurlar. Dolayısı ile araştırmacılar bu genlerin arkadaşlık konusunda hem insan hem de köpeklerde etkili olabildiğinden şüphe ediyorlar.

Köpeğin evcilleşmesi hakkında ipuçlarını kovalıyorlar

VonHoldt ve takımı bu genler üzerine gitmeye ve genetik dizilimlere karşın davranışsal test sonuçlarını inceledi. Köpeklerin tatlı farklılıklarıyla ilgili bir kaç mutasyon açığa çıkardılar. Bunlardan ikisi GTF2I ve HTF2IRD genlerine müdehale edebiliyor ve diğer genlerin çalışıp çalışmamasına sebep olan proteinler yapabiliyor. Bu mutasyona sahip köpekler insanlarla sahip olmayanlardan daha çok ilgilendiler.

Bu çok manıtklı çünkü daha önce kemirgenlerde bu genlerin silinmesi onları çok daha arkadaş canlısı yapmıştı. WBS’li insanlar arasında hatalı çalışan GTF2I ve GTF2IRD1 genlerine sahip olanlar ise olmayanlar kadar dışa dönük değiller. Köpeğin genleri ve çevresinin onu daha çok veya daha az arkadaş canlısı yapması gibi karışık bir konuda bugünkü bulgular henüz net sonuçlar veremiyor ama araştırmacılar ipuçlarını kovalıyorlar.

“Hikaye tamamlanmaya çok uzak.”

“Sosyalleşmeyi kontrol eden geni bulduğumuzu iddia etmiyoruz,” diyen vonHoldt, “köpeklerin davranışlarına etki eden çok fazla gen var”. O ve takımı ise bunların sadece küçük bir parçasını araştırdı. Ayrıca genler deterministik değiller; köpeğin büyüdüğü ortamda ne kadar sevgi dolu veya istismarlarla yetiştirildiği gibi etkenler onun ne kadar arkadaş canlısı bir yetişkin olacağını etkileyebiliyor. “Hikaye tamamlanmaya çok uzak” dedi. Ama bu onu kendi sevimli köpeğinin gen haritasını çıkartmaktan alıkoymadı. “O bu mutasyonların bir kısmına sahip, parçalar birbirine oturuyor”

Çeviren: Murat Doğusan
Kaynak: theverge