Mikroskobik “Su Ayısı” Tardigradlar Dünya’da Hayatta Kalan Son Canlılar Olacak

Bu canlı bilinen tüm astrofiziksel felaketlerde hayatta kalabiliyor ve dünya dışı yaşamın olası bir formuna örnek teşkil ediyor.

66 milyon yıl önce muazzam büyüklükte bir asteroidin Dünya’ya çarpmasıyla, tahminen tüm bitki ve hayvan türlerinin üçte biri yok oldu. Bilim insanları Kretase-Tersier Yok Oluşu üzerine çalışmaya devam ederken, astrofiziksel olayların gök cisimlerine ve üzerlerinde yaşayan her şeye akıl almaz zararlar verebilecek potansiyele sahip olduğu biliniyor.

Memeli atalarımız Kretase-Tersier Yok Oluşundan kurtuldular ancak daha büyük ölçekte bir felakette günümüz memelileri-insanlar da dahil- o kadar şanslı olmayabilirler. Aynı şey kuşlar, sürüngenler ve dünyadaki diğer birçok tür için de geçerli.

En azından bir hayvanın, her nasılsa, güneşin sönmesi hariç tüm doğal felaketlerden kurtulabileceği tahmin ediliyor. Scientific Reports’ta yayınlanan bir çalışmaya göre, olağanüstü dayanıklı bu canlı, su ayısı, uzay ayısı veya yosun domuzcuğu olarak da bilinen, sekiz bacaklı bir mikro-hayvan olan tardigrad. Araştırmacılar bu minik türün en azından 10 milyar yıl daha buralarda olacağını tahmin ediyor.

Tardigradlar su ve yiyecek olmadan 30 yıla kadar hayatta kalabiliyor. Mutlak sıfıra yakın değerlerden, 150°C gibi ekstrem sıcaklıklara kadar dayanabiliyor ve okyanus derinliklerinde bulunuyorlar. Sadece 0,5 mm boyutunda ve 60 yıllık yaşam süresine sahipler.

Hangi kıyametvari olayın Dünya’daki yaşamı bitirebileceğini belirlemek için, araştırmacılar büyük bir asteroid çarpması, süpernova ya da gama ışını patlaması durumunda tardigradlara ne olabileceğini tahmin etmek üzere detaylı bir matematiksel modelleme kullandılar. Araştırmanın asıl amacı bir gezegende şekillenen yaşamın ne kadar  uzun süre hayatta kalabileceğini bulmaktı.

Harvard Astronomi Departmanı Profesörü ve Başkanı, aynı zamanda Teori ve Hesaplama Enstitüsü yöneticisi, kıdemli yazar Abraham Loeb “İnsanların hayatta kalmasına odaklanan çoğu çalışma atmosferdeki değişikliklerden, dünyanın ikliminden kolayca etkilenebilir hatta bir asteroid çarpması, nükleer kış ya da kötü politikalar ile çürütülebilirdi” diyor ve ekliyor; “Sürpriz şekilde, tardigradlar tüm astrofiziksel felaketlerden kurtulabilir gibi görünüyor”.

Loeb araştırmayı Oxford Üniversitesi Fizik-Astrofizik Departmanından başyazar David Sloan ve yine Oxford’dan meslektaşı ve ortak yazar Rafael Alves Batista ile birlikte yürüttü.

Asteroid konusuna gelince, bilim insanları, güneş yörüngesinde, dayanıklı tardigradları dahi yok edebilecek-okyanusları kaynatabilecek-büyüklükte kütleye sahip yalnızca bir düzine gök cismi olduğunu hesapladılar. Bunlara Vesta ve Plüton da dahil

Sloan “Türlerin yok oluşu söz konusu olduğunda en büyük tehdit büyük bir asteroid olabilir” diyor.

Ancak Loeb “Bu tür olaylar olağanüstü derecede nadirdir ve güneşin sönmesinden önce gerçekleşmeyecektir” diye ekliyor.

Süpernovalara baktığımızda, araştırmacılar, patlayan bir yıldızın okyanusları kaynatabilmesi için 0.14 ışık yılı uzaklıkta olması gerektiğini buldular.  Güneş’e en yakın yıldızın 4 ışık yılı uzaklıkta olduğu düşünüldüğünde, patlayan bir yıldızın Dünya’ya oluşturacağı tehditin gözardı edilebilir olduğuna karar verdiler. Dünya’daki bütün canlı formlarını yok edebilecek büyüklükte bir yıldızın, güneşin yaşam süresi içerisinde patlama olasılığı ise çok düşük.

Sloan, eğer bu fenomen gerçekleşecek olsaydı, “Yakınlardaki bir süpernova bir gezegendeki hayatın çoğu için felaket olurdu ama tardigrad gibi canlılar yaşamlarına devam edebilirlerdi” diye düşünüyor.

Gama ışını patlamaları süpernovalardan bile daha parlaktır fakat bilim insanları, bunların Dünya’ya tehdit olarak görülemeyecek kadar uzak olduklarına inanıyorlar. Gezegenimizin okyanuslarını kaynatmak için, bir gama ışını patlamasının 40 ışık yılından daha yakında gerçekleşmesi gerekiyor, yani böyle bir olayın da Dünya’ya bu uzaklıkta gerçekleşme ihtimali çok düşük.

Sloan “Genel olarak bulgularımız, hayatın bir kere başladıktan sonra, insanlar için yok edici olarak görülen olaylar tarafından yok edilmesinin olası görünmediğine işaret ediyor. Eğer yaşama uygun gezegenler bulursak ve yaşam orada bir kez başlamışsa, muhtemelen hala herhangi bir formda orada bulunuyor olacaktır” diyor.

Araştırmacılar, su kaynağı bulunduğu sürece, tardigradlar ya da onlara benzer hayvanların dünya dışı gezegenlerde yaşıyor olabileceğini düşünüyorlar.

Geçtiğimiz yıl, stres toleransı en yüksek olan tardigrad türlerinden biri –Ramazottius varieornatus- üzerinde yapılan genetik analizi, bu türü bu kadar sağlam hale getiren eşsiz bir protein tanımladı. İçerikteki video, ciddi şekilde dehidre edilmiş bir tardigradın, bir damla su ile hayata döndürülmeden önce gözle görülebilir herhangi bir yaşam belirtisi sergilemediğini gösteriyor.

Loeb “Onları hayata döndürmek için su gerekli fakat dehidre edildikten sonra da hayatta kalabildiklerini gördük. Sistemleri su olmadığında kapanıyor ancak suyla buluştuklarında hayata dönüyorlar ve tekrar çoğalmaya başlıyorlar. Bu, 10 yıl önce, 1 hafta boyunca uzaya çıkarılarak vakum ve dehidrasyona maruz bırakıldıkları bir deneyde gösterildi ve geri getirildiklerinde, önemli bir kısmı sağlıklı embriyolar üretebildiler” diyor.

Astronomlar yakında, ötegezegenlerde spektroskopi, yani yaşam belirtisi arama faaliyetleri sergileyebilmeyi umut ediyor.

Bu sırada, Harvard Üniversitesinden başka bilim insanları da tardigrad genleri üzerinde, onları bu kadar dayanıklı yapan şeyi bulmak üzere çalışıyorlar. Tardigradların, ekstrem yaşam koşullarında evrimleşen bir hayatta kalma stratejisi olarak, DNA’larını hızlı bir şekilde yenileyebildiklerini tahmin ediyorlar.

Çeviren: Oğuzhan Zengin
Kaynak: seeker