Bilim, Evrim, Antropoloji

Modern İnsanın Bazı Hastalıklarının Kökeni Neandertaller Olabilir mi?
, / 1096 0 0

Modern İnsanın Bazı Hastalıklarının Kökeni Neandertaller Olabilir mi?

SHARE

2010 yılındaki bazı araştırmacılar insan evrim ağacındaki Neandertal öncüllerimizden bize aktarılmış olabilecek hastalıklar üzerine bazı keşifler elde ettiklerini duyurdular. Modern zaman insanlarında var olan bazı önemli hastalıkların sebebi geçmişteki akrabalarımız olabilirler!

Günümüzde Avrupalılar ve Asyalılar ortalama yüzde 1.5 ila yüzde 4 oranında Neandertal DNA’sı taşıyorlar. Yeni bir çalışmada bu genlerin insanların yeni geldikleri evlerine ayak uydurmalarını sağlamış olabilir. Fakat bu genetik parçalar uzun vadede pekte yardımcı olduğu söylenemez. Hatta depresyon, kalp krizi, bazı deri hastalıkları, alerjiler ve diğer hastalıkların artışında etkili rol oynamış olabilir.

Nashville, Vanderbilt Üniversitesinden evrimsel genetikçi John Capra şöyle diyor; “Bu genler vardı, hala varlar ve baya maliyetli etkiler bulunmaktadır.”

Capra ve takım arkadaşları Avrupalı 28.000’den fazla insanın DNA’larını ve elektronik kalp kayıtlarını soyu tükenmiş atalarından gelen genlerin bu hastalıklarla ilgisi olup olmadığını incelediler. Araştırmacılar Science Dergisinin yıllık toplantısında yaptıkları gözlemleri özetle şöyle raporladılar “Depresyon ve kalp krizi risklerinin artışını tetikleyen genetik varyasyonların bir kısmı Neandertallerden kalıtım yoluyla bizlere geçmiştir.”

Örneğin Neandertal çeşitliliğinin yüzde 1 kadarı genetik olarak depresyon riski taşımaktadır. İlginç bir şekilde Neandertal DNA’sının bir parçası da depresyona karşı koruma amaçlı görev yapıyor. Bu çalışma ise yukarıdaki çalışmanın ortak yazarlarından olan Corinne Simonti’ye ait. Simonti bu görüşlerini AAAS toplantısında dile getiriyor. Yani şöyle diyebiliriz ki depresyon bağımlısı olup olmadığı Neandertal DNA’larının ufak bir kısmı ile alakalı olabilir.

Başka araştırmacılar Capra ve ekinin yapmış olduğu bu günümüz hastalıklarının bir kısmının Neandertal genlerinden geldiği fikrinin henüz tam olarak ispat edilmediğinden dolayı ihtiyatlı yaklaşıyorlar. Neandertaller bu olayda masum olabileceği sadece kan yakınlığından kaynaklanan çeşitliliğin bu hastalıklara sebebiyet verebileceğini iddia ediyorlar. Ve evrimsel genetikçi olan California Üniversitesinden Rasmus Nilsen şunu ekliyor; “Çünkü biz sadece genetik çeşitlilik hakkında konuşuyoruz, bu sadece tek bir yönde etki etmez. Yani bu çalışma Neandertal hastalıklarının var olup olmadığından daha fazlasını veya daha azını göstermez. ”

Neandertal çeşitliliği DNA’yı etkileyen diğer genlerin ne zaman veya nasıl aktif oldukları ile alakalıdır diyor Capra. Neandertallerdeki depresyon genlerinin lokasyonu ağırlıklı olarak sirkadiyen* saat genlerinin yanında konumlanmış olduğunu biliniyor. Başka Neandertal varyantlarında ise idrar torbası ağrılarını tetikleyen ve inkontinansa ** ve nikotin bağımlılığına sebep olan genlerin aktivitelerini etkiler. Capra ‘ya göre hastalıkların risklerini hastalarda tahmin edebilmek için bu hastalıkların insan genomuna Neandertallerden miras kalıp kalmadığını bilmek önemli olacaktır.

Eğer Neandertal DNA’sı zararlı genler var ise neden hala varlıklarını devam ettiriyorlar. Buna cevap olarak Capra ve ekibi, Neandertal DNA’sının kanın fazla pıhtılaşmasına sebep olan SELP ismi verilen bir genin daha fazla aktif hale gelmesiyle ilişkili olduğunu keşfetti. Bu da Taş Devri boyunca Neandertallerin maruz kaldığı büyük yaralanmalardaki yaraların hızlı bir şekilde kapanmasına sebep olmuş olabilir. Capra şöyle diyor “Bu genler 40.000 yıl önce Neandertallere bazı katkıları ve yardımları olmuş fakat şimdi böyle değil.”

Ne kadar günümüzde çok fazla konuşuluyor olsa da tam olarak Homo sapiens – Neandertal melezleşmesi oldu mu, olduysa ne kadar sürdü bilinmiyor. Bahsedilen bu dönem muhtemelen 60.000 ila Neandertallerin yok olduğu dönemler olan 30.000’li yıllara kadar olan dönemde işe yaramış gözüküyor.(Bununla ilgili kaynak). Bazı çalışmalar Asyalıların Avrupalılara nazaran daha fazla Neandertal DNA’sı taşıdığı ve Neandertallerle birden fazla kez çiftleştiğini gösteriyor. (Kaynak) Buna ek olarak Asyalılar diğer bir insan soyu olan Denisovan insanından da bir miktar DNA taşımaktadır.

California Üniversitesinden popülasyon genetiği çalışan Fernando Racimo şöyle diyor, “Neandertallerin tamamen yok olduğunu söylemeyeyiz. Onlar içimizde yaşamlarına devam ediyorlar”.

Bazı araştırmalara göre insan genomunun bazı kısımleri yüzde 60 veya daha fazla Neandertal geni içerirken bazı kısımları ise hiç Neandertal geni barındırmıyor. Bilim insanları Neandertal genlerinin evrimsel açıdan bir avantajı olup olmadığını tartışıyorlar. Çünkü bazı genler insanın evriminde yararlı olabilmektedir veya evrim sürecinde bu genler azalmaya eğilim ve bazı genler ise yükselim eğilimi gösterir.

Popülasyonlarda bağışıklık sistemindeki genlerin oranları ve dağılımı.

Geçmiş çağlarda doğal seçilim bazı genler üzerinde onların miktarları veya aktiviteleri konusunda rol oynamış olabilir. Bağımsız bir platform olan bioRxiv.org sitesinde iki farkı araştırmacı grup giderek azalan Neandertal popülasyonlarında zayıf zararlı mutasyonların inşa edildiğini iddia ettiler. Çünkü Neandertal popülasyonları oldukça ufak gruplardan oluşmakta ve kendi içinde üremiş yani ensest ilişkinin oldukça fazla olduğu bir yaşam biçimine sahiptirler. Bu durumdan ötürü doğal seçilim mutasyonları etkin bir biçimde yok edememiştir.  Evrimsel genetikçi Kelley Harris bütün bu genetik dezavantajların Neandertallerin büyük bir bölümünün Afrika’dan çıkan modern insana göre daha az uyum sağladığını söylüyor.

California Üniversitesinden bir grup araştırmacıya göre insanlar ve Neandertaller melezleştiğinde büyük popülasyona sahip olmalarından ötürü insanlar zararlı varyantları temizlemek için evrimsel bir avantaja sahiptirler.  Araştırmacılar arasında şu kabul ediliyor ki, Neandertal mutasyonlarının ekstra yükünün İnsan-Neandertal melezlerini en az bir kez taşımışlar. Avrupalılar ve Asyalılar halen bugün bu yükün bir kısmını taşımaya devam etmektedirler. Harris ve Pilsen’e göre Afrikalı olmayanların Afrikalı olanlara göre Neandertaller genleri yüzünden 0.5 oranında daha az evrimsel uyum sağlıyorlar.

Araştırmacılar her şeyi hesaba katarak Neandertallerin ve onların modern insan soylarının büyük bir darboğazdan geçtiğini öne sürüyorlar (darboğaz terimi için, darboğazlar ve kurucu etkiler). Ancak genetik verinin zenginliği en azından onların melezleştiği soylar için bir nevi evrimsel ikramiye olmuştur.  Buna örnek olarak Tibetli insanlara Denisovan insanların katılım yoluyla miras kalan yüksek  rakımlı ortamlara uyum sağlamaya yarayan genler gösterilebilir.(Kaynak)

..

*Sirkadiyen saat bitkilerin, hayvanların, mantarların ve siyanobakterilerin 24 saatlik periyot içerisindeki biyokimyasal ve psikolojik davranışlarının bütünüdür. Terim olarak “sirkadiyen”, Franz Halberg, tarafından Latince circa sözcüğünden türetilmiştir. Circa “tahminen bir gün” anlamına gelmektedir.

**Normal olarak vücuttan dışarı atılacak şeylerin çıkmasını kontrol edememe, idrarını tutamamak

 

Kaynak.

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com