Bilim, Evrim, Antropoloji

Neden hayatta kalan tek insan türüyüz?
, / 8393 0 0

Neden hayatta kalan tek insan türüyüz?

SHARE
Ana sayfa » İnsan Evrimi » Neden hayatta kalan tek insan türüyüz?

Bir zamanlar dünya, Neanderthallerden hobbitlere, birden fazla insan türüne ev sahipliği etmekteydi. Fakat sadece biz hayatta kalabildik.

İki milyon yıl önce Afrika’da, bir kaç insan benzeri canlı geziniyordu. Bazıları şaşırtıcı derecede birbirlerine benziyordu, bazıları ise farklı, belirli özellikleri bulunmaktaydı.

Eylül 2015’te, başka bir tür daha listeye eklendi. Güney Afrika’da yeni bir türe ait olduğu düşünülen yüzlerce kemik keşfedildi: Homo naledi. Bu bize keşfedilmeyi bekleyen daha bir çok soyu tükenmiş hominin türü olabileceğini gösterdi.

Bizim ait olduğumuz tür, 200 bin yıl önce kendini göstermeye başladı, o dönemlerde ayrıca bir kaç farklı insan türü de yaşamaktaydı. Neden bütün yakın akrabalarımızın soyları tükenirken biz hayatta kalabildik?

Öncelikle belirtmek gerekir ki, yok oluş evrimin oldukça normal bir sürecidir. Bu şekilde baktığımızda “hominin” olarak bilinen bu insan benzeri canlıların soylarının tükenmiş olması çok da şaşırtıcı görünmeyebilir.

Bir zamanlar dünya üzerinde bir çok hominin türü dolaşmaktaydı.

Bir zamanlar dünya üzerinde bir çok hominin türü dolaşmaktaydı.

Fakat dünyanın neden sadece tek bir insan türüne ev sahipliği yapıyor olduğu pek de belirgin değildir. Yaşayan en yakın akrabalarımız ise kuyruksuz büyük maymunlardır ve bu gruba ait (insan hariç) yaşayan 6 farklı tür bulnmaktadır. Bunlar: Şempanzeler, bonobolar, iki goril türü ve iki orangutan türüdür.

Neden bizim bazı atalarımızın daha başarılı olduğuna dair bir kaç ipucu bulunmaktadır.

Bir kaç milyon yıl önce, bir çok hominin türünün beraber yaşadığı dönemlerde, bu türler çoğunlukla bitki ile besleniyorlardı. ABD’deki Stony Brook University’den John Shea, “Bu canlıların büyük hayvanları avladığına dair hiç bir kanıt bulunmamaktadır.” demektedir.

Australopithecus kafatası.

Australopithecus kafatası.

Fakat şartlar değişti ve homininler ormanlardan ve ağaçlardan, kuru ve açık savanalara göç etti ve daha da etçilleşmeye başladılar.

Sorun ise çevrede avlıyor oldukları hayvanların da yiyebileceği çok az bitkinin bulunması ve ortalama besin azlığıydı. Bu da bazı türlerin soylarının tükenmesine neden oldu.

Shea, “İnsan evrimi sürecinin bazı üyelerini daha etçil olmaya zorlamasıyla, daha az sayıda hominini görmeye başlayacaktınız.”

Fakat etçil diyete geçişle birlikte tam olarak dünya tek insan türünü barındırır hale gelmeye yaklaşmadı. Oldukça yakın döneme kadar, diğer insan benzeri türlerle gezegenimizi paylaşıyorduk.

'Hobbit' (solda) kalıntıları sadece bir ada üzerinde bulundu.

‘Hobbit’ (solda) kalıntıları sadece bir ada üzerinde bulundu.

30 bin yıl öncesine bakarsak, modern insanların yanında, üç farklı hominin türü bulunmaktaydı: Neanderthaller Avrupa’da ve Batı Asya’da, Denisovanlar Asya’da ve Hobitler (Homo floresiensis) ise Endonezya’da Flores Adası’nda bulunmaktaydı.

Hobitler, 18 bin yıl öncesine kadar hayatta kalabildiler. Bölgedeki jeolojik kanıtlara bakıldığında, bu hominin türünün büyük volkanik patlama sonrası yok olmuş olabilecekleri görülmektedir. Küçük bir adada yaşamak bir canlı türünün doğal felakatler sonrası yok olmasına daha müsait bir zemin hazırlamaktadır.

Denisovanlar ile ilgili ise, neden yok olmuş olacaklarını sorgulayabilecek kadar yeterlilikte bilgi sahibi değiliz. Onlarla ilgili elimizde olan şeyler sadece bir parmak kemiği ve iki dişten oluşmakta.

Ancak, Neanderthaller hakkında bir çok şey bilmekteyiz, nedeni ise basit bir şekilde onları daha uzun zamandır tanımamız ve bir çok fosile sahip olmamızdır. Neden bizim hayatta kalan tek tür olduğumuzu anlayabilmemiz için öncelikle, Neanderthallerin neden yok olduğunu çözmemiz gerekmektedir.

Cebelitarık, Neanderthallerin son eviydi.

Cebelitarık, Neanderthallerin son eviydi.

Leipzig, Almanya’daki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nden Jean Jacques Hublin, arkeolojik kanıtların güçlü bir şekilde önerdiği şeyin Neanderthallerin bir şekilde moden insanlara karşı hayatta kalmayı başaramadığıdır demektedir. Neanderthaller, insanlar onların yaşam alanına geldikten bir süre sonra yerlerinden edilmişlerdir. Hublin, bunun tesadüf olamayacağını düşünmektedir.

Neanderthaller, bizden çok daha uzun bir süre önce ortaya çıkmılardır ve biz Avrupa’ya varana dek orada yaşamışlardır. Bizim Avrupa’ya vardığımız dönemde, yaklaşık 40 bin yıl önce, Neanderthaller, 200 bin yıldır bu bölgede yaşıyorlardı ve Avrupa’nın soğuk iklimine adapte olabilmek için oldukça bol zamanları vardı. Soğuğa dayanıklı kıyafetler giydiler, oldukça iyi avcılardı ve özelleşmiş aletlere sahiplerdi.

Fakat Avrupa, hızlı iklim değişikliği yaşadığı dönemde, bazı araştırıcılara göre, Neanderthaller oldukça güçlük çektiler.

(Replika fosil) Neanderthaller , Avrupa'da bizden daha önce yaşıyorlardı.

(Replika fosil)
Neanderthaller , Avrupa’da bizden daha önce yaşıyorlardı.

Birleşik Krallık’taki Bournemouth University’den John Stewart, hava sıcaklığı ana problem değildi, soğuk iklim onların yaşam alanlarını oldukça değiştirdi ve avlanma biçimlerini buna uyduramadılar.

Neanderthaller, ormanlık alanlarda modern insanlara göre daha iyi avcılardı.

Fakat, Avrupa’nın iklimi dalgalı hale gelmeye, ormanlar daha açık olmaya ve modern insanların Afrika savanalarında alışık olduğu hale dönüşmeye başladı. Çoğu Neanderthal’in yiyecek kaynağı olan ormanlar, gittikçe küçüldü ve onları besleyemez hale geldi.

Modern insanlar ayrıca daha çeşitli canlı türlerini avlayabilir gibi görünmekteydi.

Neanderthal çakmaktaşı el baltası.

Neanderthal çakmaktaşı el baltası.

Büyük av hayvanlarının yanında, tavşanlar gibi küçük hayvanları da avlayabiliyorlardı.

Tam tersi olarak, Neanderthallerin en uzun süre yaşamıl olduğu Iberya yarımadasındaki arkeolojik kanıtlara bakıldığında Neanderthallerin bu tip küçük yer memelilierini avladığına dair çok az kanıt bulunmaktadır.

Aletleri daha büyük hayvanları avlanmaya uygundu, deneseler bile küçük hayvanları avlayabilmekte başarılı olamayabilirlerdi. Bunun dışında kuşları yediklerine dair kanıtlara rastlanmıştır, onları direkt havadayken avlamaktan ziyade, ölü hayvanların kalıntılarını yem olarak kullanıp onları tuzağa düşürmüş olabilirler.

Sonuç olarak Stewart, “Modern insanlar, düşünüldüğünde, çok daha fazla şey yapabilecek kabiliyete sahip gibi görünüyorlar.” demektedir. Bu daha hızlı yeniliklere açıklık ve uyum sağlayabilme özellikleri belki de bizim neden Neanderthallerin yerini hızlıca aldığımızı açıklayabilir.

Hublin, “Daha hızlı yenilik üretebilmek, yaşanılan çevrede daha etkili olmayı ve onu daha iyi işletebilmeyi olanaklı kılmaktadır, bu da daha yüksek oranda bir üreme başarısı sağlamaktadır.” demektedir.

Hublin, modern insanların daha hızlı adapte olabilmelerini sağlayan modern insana özgü bir şeyin olduğuna inanmakta ve bunun için kanıtlar da mevcut.

Neanderthaller ormanlarda avlanmayı severlerdi.

Neanderthaller ormanlarda avlanmayı severlerdi.

Neanderthallerin aletlerinin kullanıldıkları işlemler için oldukça etkili olduğunu biliyoruz, fakat modern insanlar Avrupa’ya vardıklarında daha iyi aletlere sahiplerdi. Arkeolojik kanıtlar, bizim daha fazla durumda kullanılabilecek düzeyde yenilikçi ve ölümcül silahlarımız olduğunu göstermektedir.

Fakat aletler modern insanın ürettiği tek şey değildi. Biz ayrıca dünyadaki diğer türlerin üstesinden gelebilmemizi sağlayacak başka bir şey daha icat ettik: sembolik sanat.

Modern insanların Afrika’yı terkettikten kısa bir süre sonrasında sanat yapıyor olduklarıyla ilgili bolca kanıt mevcut. Arkeologlar, takılar, süs eşyaları, efsanevi canlıların figüratif tasfirleri ve hatta müzik enstrümanları buldular.

Bir kaç bu tip eser keşfetmiş olan, Almanya’daki Tübingen Üniversitesi’nden Nicholas Conard, “Modern insanlar, Avrupa’ya vardıklarında sayıları hızla arttı.” demektedir. Sayımız arttıkça, daha karmaşık sosyal gruplar halinde yaşamaya başladık ve iletişim kurabilmek için daha sofistike yönemlere ihtiyaç duyduk.

Löwenmensch (Aslaninsan), 30 bin yıldan daha yaşlıdır.

Löwenmensch (Aslaninsan), 30 bin yıldan daha yaşlıdır.

40 bin yıl önce Avrupa’da insanlar, her hangi birimizin “sanat” olarak tanımlayacağı objeler üretmişlerdir.

Bunların arasındaki en önemlilerden biri ise tahtadan oyulmuş aslan-insan heykeli olan Löwenmensch, Almanya’da bulunmuştur. Aynı dönemlere ait benzer heykelcikler, Avrupa’nın diğer bölgelerinde de bulundu.
Bu da, insanların bilgilerini kültürel gruplar arasında paylaştığını ve kendilerine saklamadıklarını göstermektedir. Farklı grupların bir araya gelmesini sağlamak, bizim kimliğimizin önemli bir parçası olarak görünmekte.

Diğer bir deyişle, semboller bir bakıma sosyal yapıştırıcıydılar. Conrad, “Bunlar, insanların sosyal ve ekonomik meselelerini organize etmelerine yarıyor olabilirdi.” demektedir.

Bunun zıttı olarak, Neanderthaller sanata ve sembollere çok da ihtiyaç duymuyor gibi görünmekteler. Onların da takılar yaptığına dair kanıtlar bulunsa da bizim yaptıklarımız kadar yoğun değildi. Conrad, “Onlar avlanıyor, yemek yapıyor, uyuyor, yemek yiyor, sevişiyor ve dinleniyorlardı. İşlerini halletmek için sembolik yapay objelere ihtiyaç duymuyorlardı.” diye eklemiştir.

Bir çok hominin türü bulunmaktaydı.

Bir çok hominin türü bulunmaktaydı.

İnsanlar için, sembolik bilgilerin paylaşımı başarıları için oldukça kritik olmuştur. Ürettiğimiz her yeni fikir, nesiller boyunca tür olarak ölümsüzleşmemiz için bir şans teşkil ediyordu.

Shea, “Bizim herhangi bir sanat eseri yapıyor olmamıza dair ilgi çeken bir nokta da, aletlerin hepsini aynı ellerle yapıyor olmamızdır, bu da çok çeşitli bir davranışsal çeşitlilik kapasitesine sahip olduğumuzu göstermektedir.” demiştir. “Biz her şeyi birden fazla yolla yapmaktayız. Sıklıkla, bir problem için birden fazla çözüm tasarlamakta, yeni bir sorunu çözebilmek için kendimize yeniden amaç kazandırmaktayız. Bu da bizim istisnai bir şekilde iyi yaptığımız bir eylem.” diye eklemiştir.

Diğer antik homininler, aynı şeyi tekrar tekrar yapmışlar gibi görümekte. Bir çözüm buluyorlar ve ona sarılıyorlardı.

Bu durum için teşekkür etmemiz gereken gelişmiş bir beynimiz mi vardı?

^BHuman evolution. ^b Illustration showing stages in the evolution of humans. At left, ^Iproconsul^i (23-15 million years ago) is depicted hypothetically as an African ape with both primitive and advanced features. From it ^IAustralopithecus^i ^Iafarensis^i (>4- 2.5 Myr BP) evolved and displayed a bipedal, upright gait walking on two legs. ^IHomo^i ^Ihabilis^i (2.5 Myr BP) was truly human ("homo") resembling ^IAustralopithecus^i but also used stone tools. About 1.5 Myr BP ^IHomo erectus^i (at centre) appeared in Africa, used fire, wooden tools, and migrated from Africa into Eurasia. ^IHomo^i ^Ineanderthalensis^i (200,000 years BP) lived in Europe and Middle East and was closely related to modern humans (right).

Örnek insan evrimi tasviri.

Bu çok uzun bir dönem popüler bir görüş oldu. İnsan evrimine dair görseller sürekli, kuyruksuz iri maymun benzeri bir canlıdan modern insana giden gelişim süreci göstermekteydi.

Gerçekte, evrimsel hikayemiz bundan biraz daha karışıktır. Homo erectus çok uzun dönem hayatta kaldı ve Afrika’yı terk eden ilk hominin türü oldular, fakat beyinleri oldukça küçüktü.

Sonuç olarak, bazı antropologlar büyük beynin çözüm olması fikrinden biraz rahatsızlar. Büyüm beyinlerimiz başarımızda rol oynamış olabilir, fakat Neanderthaller vücut oranına göre bize yakın bir beyin büyüklüğüne sahiplerdi.

Hublin, bundan daha incelikli bir açıklamanın olduğumu söylemektedir.

AAN770 African savannah with zebras and wildebeest Maasai Mara Kenya. Image shot 2004. Exact date unknown.

Modern insanlar, Afrika savanlıklarında ortaya çıkmıştır.

Biliyoruz ki, davranışlarımız veya kendimizi içinde bulduğumuz koşullar genetik yapımızı yeniden değiştirebilir.

Örnek olarak, Avrupalıların çoğu sadece atalarımız daha fazla süt ürünü tüketmeye başladığında laktoz toleransı (süt şekerine alerjik olmama durumu) geliştirdi. Genetik değişiklikler ayrıca 14. yüzyıldaki Kara Veba vakasındaki gibi büyük popülasyonların yıkıcı hastalıklarla yüzleştiği zamanlarda da ortaya çıkmaktadır.
Benzer şekilde, Hublin, modern insanların da bir noktada bazı anahtar genetik değişikliklerden yararlandıklarını ileri sürmektedir.

Ortaya çıktığımızdan sonraki ilk 100 bin yıl içerisinde, modern insanlar daha çok Neanderthaller gibi davranmaktaydılar. Daha sonra bir şeyler değişti. Aletlerimiz daha karmaşık olmaya başladı, bu donemlerde sembolik üretimler yapmaya başladık.

C280N6 NEANDERTHAL MAN. (Homo Neanderthalsis) thought to have existed between 130,000BC and 30,000BC in paralell with Modern man(Homo S

Neanderthaller, bir zamanlar inanıldığının tersine ilkel bir tür değillerdir.

Şu anda biliyoruz ki, genetik kanıtlar DNA’mızın Neanderthallerle olan ortak atamızdan ayrıldıktan sonra bir noktada değiştiğini göstermektedir.

Genetik özelliklerimize dikkatli bir şekilde baktığımızda, Nanderthaller ve Denisovan akrabalarımıza göre önemli değişikliklerimiz olduğu görünmektedir.

Bu da gösteriyor ki, Neanderthaller bizimle eşit beyin büyüklüğüne sahip olsa da, bizim beyinlerimizin gelişiminin buna benzer bir durum olabileceği ve başarımızda önemli rol oynamış olabileceğidir.

Henüz bu genetik değişikliklerin tam olarak ne işe yaradıklarını bilmiyoruz. Ama diğer kanıtlar gösteriyor ki, bizim aşırı sosyal ve işbirlikçi beynimiz fark yaratmıştır. Dilden kültüre, savaştan aşka, bizim bütün insana özgü davranışlarımız sosyalliği içinde barındırmaktadır.

Bu da, bizim sosyal yaşamaya eğilimimizin, semboller ve sanat üretmemize önderlik ettiği anlamına gelmektedir.

^BGorham Cave,^b Gibraltar. This cave was the site of major archaeological excavations between 1995 and 2002. The findings were compared with those from nearby caves, and contributed particularly to our understanding of Neanderthal habitats and lifestyles. Neanderthals are extinct relatives of humans that lived in Europe between 300,000 and 24,000 years ago. The Gibraltar cave findings showed that Neanderthals had a highly omnivorous diet, cutting meat from animals like deer and tortoises as well as eating plant material.

Cebelitarık’taki Gorham Mağarası, bir zamanlar Neanderthallere ev sahipliği yapıyordu.

Conrad’a göre, bu özellikleri geliştirmeden önceki on binlerce yıl boyunca, modern insanlar ve diğer homininler nerdeyse benzer hayatlar yaşamaktaydılar ve herhangi biri bizim yerimizi alabilirdi.

Fakat, böyle bir şey gerçekleşmedi, sonunda biz hayatta kaldık. Bizim nüfusumuz aşırı arttıkça diğerlerine tehdit oluşturdu ve yavaş yavaş yok oldular.

Eğer bu doğruysa, yaratıcılığımıza, hayatta kaldığımız minnettar olmalıyız.

Fakat tamamiyle yok sayamayacağımız bir diğer olasılık daha bulunmakta. Belki de sadece şanstı! Bizim türümüz şanslı bir şekilde hayatta kalmış olabilir. Belki de Neanderthaller, kısa çubuğu çekmişlerdir.

Kaynak: BBC Earth

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com