Nesli Tükenmiş Zebra Benzeri At kalıntıntıları Eski İnsanların Evi Denisova Mağarası’nda Bulundu

Sibiryalılar’ın ataları, bodur -kısa bacaklı- atların 400.000 yıldır yeryüzünden silindiğine inanılmasına rağmen, bu hayvanları avlamaya devam etmişler.

Bu elde edilen bulgular ile kalıntıları Sibirya’nın birçok yerinde bulunan bodur -az bilinen adıyla Ovodov atının 24.000 yıl önceye kadar yaşadığını doğruluyor.

Altay bölgesindeki Denisova Mağarası üç tür eski insana ev sahipliği yapmış. Homo sapiens, Neandertaller ve Denisovalılar.

Bu antik at bilimsel olarak 2009’da, tanınmış Rus arkeolog Dr. Nikolai Ovodov tarafından Hakasya’da bulunan kalıntılar temel alınarak tanımlandı ama ilginçtir ki, Ovodov atı mağara resimlerinde görülen bir hayvan değildi. Ayrıca bu sorun bir zamanlar Güney Sibirya’da oldukça yaygın olarak görülen bir türün soyunun tükenmesinden insanların sorumlu olup olmadığını ortaya çıkarıyor.

Denisova Mağarası’nda bulunan Ovodov Atı’nın kemiği Görsel: Sergey Vasilyev

Genetikçi Anna Druzkova, DNA kalıntılarının bunun ‘görünüşte’ bir at olduğunu ortaya çıkardığını fakat hayal edersek ki bunun bir eşek ve zebra melezi, kısa bacaklı, küçük olduğunu ve bildiğimiz atlar gibi ince olmadığını söyledi.

Druzkova “Ben bu atın zebralar gibi herhangi bir çizgisi olduğunu söylemiyorum ama o uzun boylu zarif bir at değildi, eşek ya da zebra büyüklüğünde küçük bir attı” diye ekliyor.

Farklı türleri tespit eden Dr. Ovodov, Siberian Times’e şimdilerde kaybolan atın eski insanların yaşadığı Denisova ve Straşnaya gibi Altay mağaraları civarında oldukça yaygın olduğunu söyledi.

Ayrıca “ Bu at oldukça küçük ama yapılıyken bir eşek veya zebradan daha geniş gübrüz bir attı. Bu atların günümüzdeki Przewalski atlarıyla benzer görünüme sahip olduğunu söyleyebilirim” diye ekledi.

“Hayal ederseniz ki bu at bir eşek ve zebra melezi, kısa bacaklı, küçük ve bildiğimiz atlar gibi ince değil.” Görsel:The Siberian Times

“Eğer biz kendimizi Denisova Mağarası’nda düşlersek, bu atlar tabii ki mağaranın içinde yaşamıyordu ama Anyuy Nehri Vadisi’ndeydiler. Çimen yiyorlardı, çalıları yemiyorlardı. Bu yüzden atlar Anyuy Nehri kıyılarında otlanıyorlardı ve avcılar gözetleme yerinden sürünün yaklaştığını görebiliyor, atları başarıyla avlıyorlardı.”

Dr. Nikolai Ovodov Görsel: ez.chita.ru

Sibirya Rus Bilim Akademisi Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü’nden kıdemli araştırmacı Dr. Sergey Vasilyev, “at büyük olasılıkla Przewalski atı gibi çevreyle uyumlu bir renge sahiptir. Atın görünümüyle ilgili kesin bir tanım vermek oldukça güç. Donmuş toprak içinde fosilini bulabilseydik kolay olurdu ama bunun imkânsız olduğunun farkındayız çünkü bu atlar kuzeyde hiç yaşamadı. Ayrıca, eski insanlar tarafından bırakılan bir kaya resmi de yok ve atın görünüşünü önemli ölçüde belirlememize yardımcı olacak tam iskeletine bile sahip değiliz.”

“At büyük olasılıkla Przewalski atı gibi çevreyle uyumlu bir renge sahip” Görsel:RGO,Sci-Nature

“Bu atın kalıntıları mağarada bulundu. Buraya ya sırtlanlar tarafından getirildiler ya da insanlar burada bıraktı. Bulunan kemikler ise genellikle zarar görmüş… İnsanların onları da yediğine inanıyoruz, bu atlar bol bulunan türlerden biriydi. Onları avlamak çok zor olmasa gerek.”

Dr. Sergey Vasilyev, insanların Ovodov atını soyun tükekene dek avladığına ikna olmuyor. Bunun yerine iklim değişikliğinin atların sonunu getirdiğine inanıyor. Ama bu at zaten on binlerce yıl önceki dönemde Altay’ın yaşam şartlarına dayanabilmişti.

“Atın Sibirya mağaralarında bulduğumuz kalıntılarının çoğu iki gruba ait.- ya caballine (modern atlara yakın) ve ince, ya da nesli tükenmiş Avrupa eşeğine veya hala var olan Asya yaban eşeğine (onager) yakın.

Dr. Vladimir Trifonov laboratuvarında çalışıyor. Görsel: Vladimir Trifonov

Ovodov atı iki grup arasında duruyor. Görünüşü bir yerde Przewalski atına ve yaban eşeğine benzeyebilir. Genellikle 200 kg. civarı olan yaban eşeğinden daha iriydi. Ovodov atı 300 kg. ve omuz yüksekliği 143-145 santimetre civarıydı.

Bu at hakkındaki en ilginç şey Sussemious’un alt cinsi olması. Ama bilim insanları Sussemious’un temsilcilerinin 1 milyon ila 500.000 yıl önce yaşadığına inanıyor. Bu onların 400.000 yıl kadar önce soyunun tükenmiş olması anlamına geliyor.

“Ne var ki, Ovodov atı 24.000-26.000 yıl kadar önce Altay dağlarında hayatta kalmayı başarmış. Gerçekten şaşırtıcı.”

Paris Doğa Tarihi Müzesi’nden Vera Eisenmann, Ovodov atının kimliğinin saptanmasında yakından ilgili bilim insanlarından biri.

Şekil 1 X-kadınına ait bir parmak kemiği parçası. Görsel: Max Planck Enstitüsü

Bilim insanları insanların atalarının bundan 282.000 yıl önce Denisova mağarasında yaşadığını söylüyor.

2008 yılında Sibiryalı bilim insanları X Kadını’na (41.000 yıl kadar önce yaşamış bir kız çocuğu) ait bir parmak kemiği parçası buldular. Yapılan analizler onun genetik olarak Neandertallerden ve modern insandan ayrı olduğunu gösterdi.

2010 yılında yapılan ve on yıl önce bulunan genç bir yetişkine ait üst azıdişi analizinde de kalıntıların Denisova insanına ait olduğu ortaya çıktı.

Journal Science, Denisova insanına ait parmak kemiği ve azı dişi analizlerinin yanı sıra mağara materyali analizinin bu az bilinen eski insanların ‘mağaraya şaşırtıcı bir şekilde erkenden yerleştiğini ve tekrar tekrar geri döndüğünü’ gösteriyor.

Bu genç kadın ”en az 50.000 yıl önce yaşadı ve diğer iki Denisova insanı en az 110.000 hatta belki de 170.000 yıl önce mağarada öldü”.

Çeviren: Hüseyin Oflaz
Kaynak: siberiantimes