Genetik çeşitlilik, Papua Yeni Gine halkı arasındaki dilsel ve kültürel çeşitliliği yansıtıyor
Papua Yeni Gineli insanlar üzerinde yapılan ilk büyük ölçekli genetik çalışma, ülke içindeki farklı grupların genetik olarak birbirinden çok farklı olduğunu gösterdi.

Wellcome Trust Sanger Enstitüsünden araştırmacılar ile Oxford Üniversitesi ve Papua Yeni Gine Tıbbi Araştırma Enstitüsünden çalışma arkadaşları, bölgedeki insanların, son 50,000 yılın çoğunluğunda Avrupa ve Asya’dan genetik olarak bağımsız kaldığını, ülkenin izole dağlık bölgelerindeki insanların ise günümüze kadar tamamen bağımsız olduğunu ortaya çıkardı.

Science dergisinde 15 Eylül’de yayınlanan rapora göre, çalışma ayrıca Bronz veya Demir Çağları gibi zirai ve kültürel olayların gelişiminin insan toplumlarının genetik yapısını nasıl etkilediği hakkında bilgi veriyor.

Papua Yeni Gine güneybatı Pasifik’te bir ülke ve insan varlığının Afrika dışındaki en eski arkeolojik kanıtının bulunduğu yer. Batı etkisinden büyük ölçüde bağımsız ve etkileyici kültürel çeşitliliği ile insan kültürleri ve evrimini anlamak isteyen antropologların ve diğer bilim insanlarının ilgi odağı.

Dünya toplamının %10’undan fazlası sayılabilecek, tahminen 850 yerel dil ile Papua Yeni Gine dil açısından dünyanın en çeşitli yeri. Dil ve kültür çeşitliliğinin nüfusun genetik yapısına yansıyıp yansımadığını keşfetmek için araştırmacılar ülkedeki 85 farklı dil grubundan 381 Papua Yeni Ginelinin genomu üzerinde çalıştılar.

Araştırmacılar her bireyde bir milyonun üzerinde genetik posizyona baktılar ve onları genetik benzerlikleri ve farklılıkları incelemek üzere karşılaştırdılar. Farklı dilleri konuşan insan gruplarının şaşırtıcı şekilde genetik olarak birbirlerinden farklı olduğunu buldular.

Wellcome Trust Sanger Enstitüsünden, makalenin baş yazarı Anders Bergström, “Bu, Papua Yeni Gine’de genetik çeşitlilik ve nüfus tarihi ile ilgili ilk büyük ölçekli çalışma. Çalışmamız bölgedeki insan grupları arasındaki genetik farklılığın çok yüksek, hatta Avrupa ve Asya’daki büyük nüfuslar arasında olduğundan bile çok daha yüksek olduğunu ortaya çıkardı.” dedi.

Makalenin ikinci yazarı, Wellcome Trust İnsan Genetiği Merkezinden Profesör Stephen J. Oppenheimer, “Dağlık bölgelerde yaşayan insanlar ile alçak bölgelerde yaşayanlar arasında 10,000-20,000 yıl öncesine dayanan genetik ayrışma ile birlikte ciddi farklar bulduk. Yüksek bölgelerde yaşayan grupların tarihsel olarak içe kapanık olmasından dolayı bu durum kültürel açıdan mantıklı fakat coğrafi açıdan yakın grupların arasındaki böylesine güçlü bir genetik bariyer hala alışılmadık ve etkileyici.” dedi.

Avrupa ve Asya’da insan evrimi 10,000 yıl önce tarımın gelişiminden büyük ölçüde etkilendi. Küçük avcı-toplayıcı gruplar köyler kurup tarım yapmaya başladıklarında, genişlediler ve zaman içinde genetik olarak daha homojen (benzer) toplumlar oluşturdular. Ancak Papua Yeni Gine’de yaklaşık olarak aynı zamanlarda bağımsız olarak gelişen zirai faaliyetlere rağmen aynı homojenizasyon süreci gerçekleşmedi. Bu durum Avrupa ve Asya’da yaşanan geç Bronz ve Demir Çağları gibi diğer tarihsel süreçlerin, bu toplulukların günümüzdeki genetik yapısını şekillendirmede kilit rol oynadığını gösteriyor olabilir.

Wellcome Trust Sanger Enstitüsünden, eş yazar Dr. Chris Tyler-Smith, “Genetiği kullanarak, Yeni Gine Adasındaki insanların son 50,000 yılın çoğunda dünyanın geri kalanından bağımsız evrimleştiğini görebiliyoruz. Bu çalışma bize Avrupa ve Asya’da gerçekleşen insan evriminin, tarımın olduğu fakat geç Bronz ve Demir Çağlarının yaşanmadığı farklı bir versiyonuna göz atma şansı veriyor. Papua Yeni Gine, bu teknolojik dönüşümler olmasaydı insan topluluklarının genetik, kültür ve dil çeşitliliğinin nasıl olabileceğini gösterebilir.” dedi.

Çeviren: Oğuzhan Zengin
Kaynak: eurekalert