Piltdown İnsanı fosili, 1912 yılında ortaya çıkarılıp 1953 yılında sahte olduğu kanıtlanmış olmasına rağmen günümüzde belki de insan evrimini konu alan her kitabın bir bölümünde kendine yer bulmakta.

Nedeni ise ilk olarak bilim insanlarının bu fosilin gerçek olduğuna 40 yıldan fazla bir süre inanıp, üzerine bir çok fikir üretmelerinin pişmanlığı ve bu tip olayların tekrar yaşanmasına karşı barındırdıkları korkular, ikinci olarak da belki de bilim ve evrim karşıtlarının sahteliği kanıtlanmış bu fosil üzerinden bilimsel bulguları kolayca manipüle edebilecek bir yol bulduklarını düşünerek her fırsatta öne sürmeleri olabilir.

Piltdown İnsanı fosili

Öncelikle Piltdown fosilinin ne olduğundan ve nasıl ortaya çıktığından bahsetmemiz gerekiyor. Amatör bir arkeolog olan Charles Dawson, İngiltere’deki Piltdown Common yakınlarında bulunan bir kum ocağında 1908-1911 yılları arasında bulduğu kafatası parçalarını British Museum’da çalışan Sir Arthur Smith Woodward’a gösterdi. Woodward, bu kafatası parçalarının önemli olabileceği gerekçesiyle Dawson’a kazı çalışmalarında eşlik etti. Bu ekip kazılar sonrası kafatası parçalarının yanı sıra, kuyruksuz iri maymun çenesini andıran bir de alt çene bulduklarını duyurdu. Hatta Woodward, bu fosile dair incelemelerinin sonuçlarını 1912’de Londra Jeoloji Derneği toplantısında açıkladı.

Charles Dawson (oturan), Robert Kenwood Jr (solda) ve Arthur Smith Woodward (sağda), Piltdown fosilini bulduklarını söyledikleri yerdeler.

Fosil kısaca, iri beyin insan benzeri özelliklerin yanı sıra kuyruksuz iri maymun benzeri bir alt çene barındırıyordu. Bir çok bilim insanı, özellikle de İngiliz bilim insanları, bu fosilin “kayıp halka” olduğunu düşündüler.

Fosil üzerine yapılan tartışmalar, fosilin gerçekliğini sorgulamaktan çok bu fosilin insan evrimi sürecinde nereye ait olduğuyla ilgiliydi.

Sahteliğinin ortaya çıkışı

1953 yılında, Time dergisinde yayınlanan bir makele de Kenneth Oakley, Sir Wilfrid E. Le Gross Clark ve Joseph Weiner isimli bilim insanları bu fosilin sahte olduğuna dair elde ettikleri kanıtları sundular.

Piltdown İnsanı olarak adlandırılan fosil aslında Orta Çağ’da yaşamış bir insan kafatasını, 500 yıllık bir orangutan alt çenesini ve şempanze fosil dişini barındırıyordu.

Bu düzmece fosilin kolayca kabul görmesinin nedenleri arasında, dönemin bilim insanlarının sahip oldukları milliyetçi ve kültürel önyargılar da sayılabilir. Avrupalı bilim insanlarının insanın ilk Avrasya’da ortaya çıkmış olmasının, İngiliz bilim insanlarının da öncül insanların “İlk Britanyalılar” olmalarını eleştirel bakışlarını engelleyecek kadar istiyor olmaları da bu durumda etkili bir rol aldı.

Bu düzmeceyi kimin veya kimlerin planladığı açıklığa kavuşturulmuş değil. Fakat, Londra’daki Doğa Tarihi Müzesi’nden antropolog Chris Stringer’a göre en olası kişi Charles Dawson gibi görünüyor. Ayrıca Stringer, “Bu olay bilim insanları için önemli bir ders niteliğinde olmalı, eğer bir şey doğru olamayacak kadar iyi görünüyorsa, belki de doğru olamayacak kadar iyidir.” diye ekliyor.

Evrim karşıtı iddialar

Google’da sadece “Piltdown Adamı (veya İnsanı)” yazdığınızda bile listelenen sitelerin bir çoğunun evrim karşıtlığı propogandası yapan siteler olduğunu göreceksiniz.

Peki ne şekilde Piltdown düzmecesi üzerinden evrim karşıtlığı yapıyorlar? Bahsedilen sitelerden birinde okuduğum bir yazıya dair gözlemlerimi, bu soruya bir yanıt ve örnek olması için sizlerle paylaşmak istiyorum.

Giriş olarak, öncelikle -herkesin de aşina olduğu üzere-, “Evrimcilerin evrimi destekleyen hiç bir kanıtı yok.” şeklinde temellendirilen iddialarla başlıyor ve konu nihayetinde Piltdown İnsanı’na getiriliyor.

Piltdown İnsanı’nın, insan evrimine dair başka hiç bir kanıt yokken bulunduğu iddia edilmiş bir fosil olduğu ön kabulü ile yola çıkılıyor. Bir sonraki adımda, 1953 yılında bu düzmecenin ortaya çıkarıldığı ve “evrimcilerin” hayal kırıklığına uğradığından bahsediliyor.

Sonuç olarak,  “evrimcilerin” sahte fosiller ürettiği ve her seferinde bu fosillerin sahteliğinin ortaya çıkarıldığı gibi iddialar kurgulanarak yazı bitiriliyor.

Yazıda elbette, yaklaşık 200 yıldır ele geçirilmiş olan binlerce fosile veya buluntuya dair tek bir şey söylenmiyor ve pek tabii bu düzmeceyi ortaya çıkaran bilim insanlarının da “evrimci” oldukları veya diğer insan evrimiyle ilişkili fosiller üzerinde çalışmış olduklarına dair de hiç bir bilgiye ulaşılamıyor.

Örnek olarak bu düzmeceyi ortaya çıkarmış olan isimlerden Kenneth Oakley, insan evrimiyle ilgili bulunan pek çok fosil üzerine çalışmış, yeniden tarihlendirmelerini yapmış ve bu konuları ele alan bir çok yazı ve kitap yayınlamıştır.

Kısaca elimizde, “İnsan evriminin tek kanıtı olarak ortaya atılan Piltdown İnsanı’nın sahte çıkması ve evrimcilerin hayal kırıklığına uğramış olması dolayısıyla, evrimin geçersizliğinin kanıtlanması.” olarak basitçe özetlenebilecek bir yazı var.

Yorumladığım yazı ve benzerleri aracılığıyla yapılmak istenen şu ki, bilim insanlarının gerçekliğini her gün sınadığı ve henüz olumsuz sonuca ulaşmadığı evrime dair binlerce kanıt varken, aynı bilim insanlarının sahte olduğunu kanıtladığı, bu düzmeceye inanılmış olmasının üzüntüsünü taşıdığı tek bir bulguyu öne çıkararak, bilinçli bir şekilde bilgi kirliliği üretmek.

Neden Piltdown İnsanı?

Çünkü sahteliği kanıtlanmış durumda. Evrim ve bilim hakkında çok fazla bilgiye sahip olmayan ve bu konularda yeni yeni bir şeyler okumaya başlayan insanların önüne Piltdown düzmecesini evrim karşıtı argümanlarla harmanlayıp sürdüklerinde, okuyucuların Piltdown İnsanı’nın sahteliğini diğer kaynaklardan da basitçe görüp, evrime karşı önyargı oluşturabilecekleri düşünülüyor. Ve ne yazık ki, bir çok zaman da başarılı oluyorlar.

Kaynaklar:

Roger Lewin,Modern İnsanın Kökeni,(Ankara:TÜBİTAK,2008),62-64
https://en.wikipedia.org/wiki/Piltdown_Man
https://en.wikipedia.org/wiki/Kenneth_Oakley
http://www.dailymail.co.uk/news/article-2248916/Piltdown-Man-The-truth-fraud-revealed-100-years-fooled-world.html