Bilim, Evrim, Antropoloji

Ressam Mağara Kadınları
, / 3135 0 0

Ressam Mağara Kadınları

SHARE
Ana sayfa » Arkeoloji » Ressam Mağara Kadınları

İlkin Mağara Ressamlarının Erkek Olduğunu Varsaymaktan Vazgeçelim 

A detail of the full-scale reproduction of frescos found at the cave of Pont-D'Arc also known as the Chauvet cave, on April 8, 2015 in Vallon Pont D'Arc. The frescos were reproduced by French graphic artist and researcher Gilles Tosello, to replicate the Chauvet Cave which are located in the Ardeche region of southern France. They are the world's oldest-known cave paintings, with handprints and depictions of horses and other animals dated to around 30,000-32,000 years ago. AFP PHOTO / JEFF PACHOUD=RESTRICTED TO EDITORIAL USE, MANDATORY MENTION OF THE ARTIST UPON PUBLICATION, TO ILLUSTRATE THE EVENT AS SPECIFIED IN THE CAPTION=(Photo credit should read JEFF PACHOUD/AFP/Getty Images)

Yakın zamana kadar yaygın görüşlere göre dünyanın farklı yerlerindeki mağara duvarlarını süsleyen ustaca yapılmış ilkel resimler erkekler tarafından yapılmıştı. Bu varsayımın arkasında bilimin bulunduğu pek söylenemez, sadece hemen hemen her şeyin merkezine erkekleri yerleştiren genel androsentrik düşünceler.

Ancak bu durum, kadın ve erkek arkeologların 1970 ve 80’lerde bilim ve tarih kapsamında yer alan erkek merkezci çıkarsamayı sorgulamaya başlamasıyla birazcık değişti.

ASM Şirketi’nden arkeolog Dave Whitley, The Huffington Post’a açıklıyor:

“Üzerine bastığımız nokta gayet basit, mağara sanatçılarının erkek olduğunu nasıl biliyoruz? Doğrusu, bilmiyoruz! Erkek olduklarını belirtmek sadece bir varsayımdı, spekülasyondu ve bu resimlerin ardındaki cinsiyetin erkek ya da kadın olduğunu söyleyen gerçek bir veri yok.”

Whitley California’da yaşayan, tarihöncesi kaya sanatı ve mağara sanatı üzerinde uzmanlaşmış bir arkeolog. Kuzey Amerika başta olmak üzere Güney Afrika, Fransa ve İspanya’daki mağaralarda çalışıyor. İlk mağara resimlerini yapanların kadın olduğu konusunda emin olmasa da bu olasılığı kesinlikle göz ardı etmiyor.

Whitley, kadınların ilk mağara sanatçısı olduğuna dair en ikna edici bulgunun mağara duvarlarına bırakılan el izleri -dişi el izleri- olduğuna inanıyor. National Geographic’e göre Pennsylvania State University’den arkeolog Dean Snow, Fransa ve İspanya’daki sekiz mağaradan aldığı örnekleri incelediğinde dörtte üçünün kadınlara ait olduğu gördü.

Snow’un bulguları, kadınların işaret ve yüzük parmaklarının aynı uzunlukta olduğunu ancak erkeklerin yüzük parmaklarının işaret parmaklarından daha uzun olduğunu bulan Britanyalı biyolog John Manning ile örtüşüyor. Günümüz insanının ellerine baktığımızda bu oran tam olarak uymasa da tarih öncesi insanların elleri cinsiyete göre daha fazla farklılık gösteriyordu.

Manning’in çalışmasını okuduktan sonra kapağında Fransa’da bulunan Pech Merle mağarasındaki el izi olan kitabı aldı ve National Geographic’e şöyle dedi: “[Kitaba] baktım ve düşündüm, eğer Manning ne dediğini biliyorsa o zaman bu kesin bir kadın eli olmalı.”

Whitley’e göre el izleri, mağara resimlerini yapan sanatçıların kadın olduğuna yönelik en güçlü kanıtı sunuyor. Yine de el izlerini bırakan kadınların, resimleri yapanlarla aynı kişi olması konusunda ikna olmuş değil. “Kesin olarak bilmiyoruz ama olası.”

VALLON PONT D'ARC, FRANCE - MARCH 20: The full-size reproduction of Chauvet cave, an underground environment identical to the original that contains the world's oldest known cave paintings, on March 20, 2015 in Vallon Pont d'Arc,France. The Chauvet-Pont d'Arc cave is oldest known decorated cave in the world, featuring prehistoric wall paintings, engravings and hand prints that are believed to be around 36,000 years old. UNESCO classified the Chauvet cave as a World Heritage site in June 2014. The cave, discovered on December 18, 1994, is closed to all except for scientists working at the site to protect its fragile contents and atmosphere. An reconstruction has been built, which faithfully reproduces the decorations and atmosphere of the original, as part of the 50 million Euro 'Espace de Restitution de la Grotte Chauvet' (ERGC) project. The project, built on an 8 hectare site in the hills of the Vallon-Pont-d'Arc near to the original cave, will offer other visitor facilities including a discovery centre, exhibitions, an educational area, restaurant and shop. The replica, the largest in Europe, will open to the public on April 10, 2015 and expects to welcome 300,000-400,000 visitors from around the world each year. (Photo by Patrick Aventurier/Getty Images)

Snow, el izlerinin sanatçının imzası gibi bir şey olduğunu, “Bu benim, bunu ben yaptım.” deme şekli olduğunu öne sürüyor. Öte yandan Whitley bu konuda pek de emin değil: “Bir diğer açıklama sanat eserlerini görmeye gelen ziyaretçiler olması ve ziyaretlerini temsilen bir iz bırakması olabilir. Esasen kutsal alana dokunmak için mağara duvarlarını elliyorlardı.”

Whitley’e göre elimizdeki güçlü kanıtların yardımıyla mağarada şamanlar tarafından bu eserler, onların proto-duygusal yoksunluk sırasında girdikleri bilinç değişimleri durumları esnasında yaratılmıştır. Whitley: “Etnografik bilgilerimize göre şaman toplumlarının çoğu -en azından daha yakın geçmişe baktığımızda- erkek şamanlara sahiptir. Ancak çoğu demeye dikkat ediyorum çünkü hepsi [erkek] değildi. Bazıları kesinlikle kadın şamanlara da sahiptiler.”

Whitley açıklamaya devam ediyor: “El izlerinin kadın ya da erkek şamanlar tarafından yönetilen kabul tören ritüellerinde bırakılması da olası. Genç kadınları içeren şaman ritüellerinden etnografik örnekler kesin olarak elimizde bulunmaktadır. Özellikle ergenlik ritüellerinden. “

Mağara resimlerini yapanların kadın ya da erkek olarak varsaymakta Whitley çekingen davransa da görsellerde çokça yer alan dişi sembolizmin de farkında. “Resimlere ve oymalara baktığımızda, bir şekilde dişi sembolizmine açıkça atıfta bulunulduğunu görüyoruz. 36 bin yıllık en eski sanat eserlerini taşıyan Chauvet Mağarası buna güzel bir örnek. Bariz bir şekilde görülen ve ancak böyle tarif edilebilecek olan vajinal şekle sahip mağara duvarındaki nişlerin iki yerine iki tane at resmedilmiş. Ayrıca -yine aynı mağarada- açıkça kadının kasık bölgesini tasvir eden bir çizim de var.”

Evet, kadına ait bölgeler tarihöncesi mağaraların her yerinde bulunuyor. Peki ama bu resimler kadın güzelliğine övgüler barındıran ve onları güçlü kılan kişisel portreler mi yoksa tamamen başka bir şey mi?

“Sanatın gösterdiği ile anlama geldiği şey arasındaki ilişki çok karışık olabilir. [Çizimler] oldukça karmaşık sorunlara parmak bassa da bizlere sembolik akis dediğimiz şeyi anımsatıyor, erkeklerin dişi sembolünü kullanmasına örnek oluyor. Bu durum toplumun ideolojik yapısından kaynaklanıyor olabilir. Örnek olarak kadının üreme hakkını yöneten erkeklerin egemen olduğu androsentrik bakış açısına sahip bir toplum düşünülebilir. Bugünkü cumhuriyetçi partinin görüşü böyle. Mağara sanatçılarının yapmış olabileceği gibi sembolik olarak yapmıyorlar ancak yine de bunu gerçekleştirmeye çalışıyorlar.”

Yani, tarihöncesi mağara sanatçıları ilkin feminist artistler olabilir, vajinal mağara duvar nişlerine kendi vuvallerini resmeden ve el izlerini de gururla yanlarına basan sanatçılar. Ya da Richard Prince’in mağara adamı atalarından biri, sanatsal amaçlar uğruna kadın vücudunu kendine mal ediyor da olabilir.

Ne olursa olsun, kocaman bir soru işareti büyüyerek yerini koruyor: 36 bin yıl önceki mağaralarda görülen şamanist ritüelleri ya da sanatsal ayinleri hiçbir zaman bilemeyebiliriz. Ancak yine de bugünkü sanat dünyasına ses verenler erkekler olduğundan dolayı tarihöncesi insanların bu kadar tahmin edilebilir olduğunu varsaymayalım.

 

Kaynak: http://www.huffingtonpost.com/entry/lets-stop-assuming-the-early-cave-painters-were-dudes_us_561e6ebce4b050c6c4a39bf3

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com