Tarihöncesinde kadın ve çocuklar var mıydı?

Aşölyen endüstrisi ve el baltaları gibi Taş aletler çok uzun süreler boyunca, Yanmış seramikler de yüzyıllarca arkeolojik alanlarda iyi korunmuş kalabilirler. Metal aletler bazı nadir durumlarda binyıllara dayanabilir ancak metal aletlerin sertliği kimyasal kırılganlıkla maskelenmiştir; bu sebeple çoğunluğu uzun vadede arkeolojik alanlarda kararlı kalmaz. Kemik aletler ise metal benzerleri gibi korunmuş kalabilir ama korunma durumu fazlasıyla yerel gömünün kimyasına özgüdür. Bitki ve hayvan kalıntıları gibi (organik maddeler) yok olabilen maddelerden yapılan kıyafet, ayakkabı, ağ, sepet ve oyuncak gibi eserler ise nadiren iyi korunmuş kalabilir ve bundan dolayı bu eserler kesin olarak anlaşılmamışlardır.

Foto 1: Arkeolojik kayıtlar, Colorado, Gunnison yakınlarında Dolores Mağarasında bulunan bu dal örgü figürin gibi organik kalıntılardan çok taş aletlerin korunmasına eğilimlidir .
Foto 1: Arkeolojik kayıtlar, Colorado, Gunnison yakınlarında Dolores Mağarasında bulunan bu dal örgü figürin gibi organik kalıntılardan çok taş aletlerin korunmasına eğilimlidir .

Arkeoloji literatüründe organik kalıntıların günümüze dek korunmuş kalması için dört yol bulunmaktadır. Eğer organik maddeler özellikle kuru ortamda donmuş ise iyi korunmuş kalabilir. Bu duruma örnek İtalya’nın Buzadamı, Ötzi ve onun insan yapımı eşyalarıdır. Bilim insanları bu tek bireyden Neolitik Avrupa hakkında oldukça çok şey öğrenmiştir. Organik kalıntıların iyi korunması için bir diğer yolda sürekli kuru ortamda kalmalarıdır, düzinelerce mağara alanının, kurak ve yarı kurak Amerika Batısı boyunca dağılmış olduğu gibi. Üçüncü yol da Avrupa’daki birçok ortaçağ Viking arkeolojik alanlarında olduğu gibi organik kalıntıların sürekli nemli ya da batık, oksijeni az ortamlarda kalmasıdır. Son olarak, Pompeii ve diğer afetlerin tahrip edici olduğu alanlardaki gibi organik maddeler kısmen yanmış ya da etkisiz kimyasal kömüre dönüşmüş olduğunda iyi korunabilir.

Arkeolojik alanlarda bu yok olabilen organik kalıntılardan yapılan aletlere karşılık hammaddesi taş gibi zamana direnen materyallerin daha çok bulunması, bizlerin alet kalıntılarına göre Taş Çağı topluluklarında organik materyallere nazaran taş teknolojisinin daha fazla kullanıldığını düşünmeye iter. 20 yüzyılın ortalarında bu korunma farkına bağlı olarak Taş Çağı kültürlerinde “Avcı Erkek” yorumu oluşmuş ve bu yorum kuvvetlenmiştir. Buna göre erkekler avlanır, kadınlar kampla ilgilenir ve çocuklar arkeolojik olarak görünmezdir. Ne kadar orta sınıf Amerikanvari ve ne kadar yanlış bir düşünme şekli.

1960 da kadınların özgürleşme hareketiyle, göze çarpan “Avcı Erkek” vurgusu araştırıcıları, gecikmiş olarak kadının tüm toplumlarda yaptığı dikkate değer katkıları belgelemeye ve “Toplayıcı Kadın” düşüncesini gözden geçirmeye itmiştir. Etnografik çalışmalar bizlere toplanmış besin maddelerinin genelde avcılıktan daha az değil daha önemli olduğunu çünkü bu toplanmış besin maddelerinin avcılıktan daha güvenilir ve öngörülebilir kalori kaynakları olduklarını ortaya koymuştur. Öte yandan başka araştırmalar, değişmez batı tarzı işgücü bölümlenmesini normlardan uzak ve kesinlikle evrensel olmadığını da göstermektedir. Bir kere bu bölümlenmenin reddedilmediği ve özelleşmenin var olduğu kabul edilirse, insanlar ne zaman ihtiyaç duyarsa grup olarak çalışır ya da her an yapılması gereken işin yapılması için bir araya gelme eğiliminde bulunur.

Kuzey Amerika Erken Yerlileriyle bağlantılı yaklaşık 13.000’ den 9.000’ e tarihlenen, eğer başka teknoloji buluntu örnekleri yoksa, Clovis, Folsom ve diğer fırlatıcı örneklerinin çıktığı arkeolojik alan uzun süre sorunsalım oldu. Fırlatıcılar üzerine olan vurgunun bir kısmı bu buluntu tipinin arkeolojik alanda daha fazla korunmuş olmasıyla ilgilidir. Buna örnek Batı Amerika boyunca avcı kamplarında, kemik ve taş aletler beklenildiği gibi iyi korunmuşken, Erken Yerli kamp alanlarında bu aletlerin nadiren ve organik kalıntıların (ağ, kıyafetler, ayakkabı vd) daha da nadir korunmuş olması verilebilir.

Bu durum tamamıyla buluntuların farklı korunmuşluk derecesi sonucuyladır ki bu sebeple fazla yorumlanmamalıdır. Doğrusu, gerçekte günümüzde halen taş aletlerin dağılımının yorumlanmasının doğruluğuna olan yüksek güven, toplumsal cinsiyet arkeolojisinin öncülerinden ve liderlerinden biri olan Joan Gero’ nun taş aletler ve onların üretiminin kesin olarak insana özgü alanı işaret etmediğini yıllar önce belirtmesinden beri tartışmalı hale gelmiştir.

Toplumsal cinsiyete bakılmasa da Kuzey Amerika Erken Yerlilerine ait arkeolojik alanda buluntuların kullanım amacına dair tartışmalı bir argüman bulunur: Clovis uçları, mızrak ve saplı bıçaklar kadar etkili değildir. Ama Clovis uçlarının sapları iyi korunmadığı içinde çoğunlukla şiddet ve baskınlığı vurgulayan yorumlara alanı tanımlarken yer verilmez.

Denver Museum of Nature & Science
Foto 2: Colorado da bulunan Clovis uç örnekleri gibi taş yapımı buluntular arkeologlar tarafından avcılık gibi muhtemel erkek faaliyeti olarak çokça vurgulanır.

Yaklaşık 9.000’ den 1.000 yıllarına tarihlendirilen Arkaik dönem buluntularının yorumlanmasında da çoğunlukla aynı döngüsel sebep doğru kabul edilir. Farklı kullanım amacı olan buluntuların farklı derecelerde korunmasıyla, çoğu arkaik dönem kazı alanı taş alet buluntuları açısından zengin, organik buluntu açısından fakir görülür. Ki bu da bizi kayda değer bir buluntuya getirir.

Denver Doğa ve Bilim Müzesi kayda değer bir şekilde iyi korunmuş geyik ya da Kanada koyunu olduğu düşünülen çok güzel dört ayaklı bir dal örgü memeli figürini sergilemektedir. Figürin, Gunnison’dan çok da uzak olmayan Batı Colorado’ da yıl boyu kuru olma özelliğini gösteren bir arkeolojik alanda, Dolores mağarasında, ele geçtikten sonra ( büyük ihtimal 1930 yılı), 1966 yılında müzeye bağışlanmıştır. Radyokarbon tarihlendirme yöntemine göre 4.500 yıllık olmasıyla Batı Amerika’daki bütün kuru mağara sığınakları içinde bilinen en eski ve en iyi örnektir.

Peki bu figürin ne için kullanıldı? Anlamı neydi? Çok sayıda teori bulunmaktadır. Baskın “Avcı Erkek” yorumlaması ve bu tarz figürinlerin mağaralarda bulunması, bizleri genelde bu figürinlerin insanlar tarafından başarılı avlanma geçirmek için dizayn ettiği sembolik düşünmenin vurgulandığı ürünler olarak varsaymaya iter. Mantıklı olduğu sürece, Occam’ın usturası bizlere öteki teorileri de dikkate almamızı söyler. Batı Amerika boyunca mağara sığınaklarından ele geçen bu figürinler, kullanım amaçlarından çok korunmuş olmaları hakkında bizlere bilgi verir. Tüm bildiğimiz, Arkaik Dönem kamp alanlarında bu figürinler binlerce belki değil ama yüzlerce var olmuşsa da, açık hava şartlarında binyılları günümüze kadar korunarak geçirmemiştir.

20 yıldan fazla bir zaman önce- ben lisans öğrencisiyken- arkeolog Margaret Concey’ e (toplumsal cinsiyet arkeolojisi öncülerinden) toplumsal cinsiyet arkeolojisi çalışıp çalışamayacağımı sordum. Cevabı beni politik olarak ürküttü, fiziksel olarak durdurdu ve analitik olarak ilham verdi. Tabiki de yapmam gerektiğini dile getirdi- sonuç olarak, “Tarihöncesi dönemde de kadın ve çocukların olduğunu biliyoruz”. Gerçekten de.

Belkide Dolores Mağarası figürini basitçe bir çocuk oyuncağı. Kadim toplumun daha bütüncül görülmesi ve çocukların oynama ihtiyacının evrensel ayrıcalığını kolaylaştırması açısından bu yorumda dile getirilmemiş bir görkem vardır. Oyun- her şeyden önce- çocukların işidir.

Haber: Stephen E. Nash

Çeviren: Meha Abufaur

Kaynak: www.sapiens.org