Uyku evrimsel sağkalım aracı olabilir!

Charlie Nunn “Belki bugünkü tıbbi konularımızın bir kısmı, hastalık olarak değil, evrimsel bir geçmişin bir parçası olarak açıklanabilir” diye belirtiyor. 

Tanzanya’lı avcı-toplayıcıların uyku düzenine ilişkin araştırma, genellikle akıllı telefonlara ve günümüz yaşam tarzlarına atfedilen fenomenlere yeni ışık tutuyor.

Az uyku, komidin üzerindeki yerleşik yaşam biçimimiz, elektrikli aydınlatma ve akıllı telefonlarla bağlantılı modern bir sıkıntı olarak görülür.

Bununla birlikte yeni araştırmalar, uykunun nokturnal tehditlere karşı korunmak için tasarlanmış eski bir yaşam kurtarma mekanizması olabileceğini düşündürmektedir. Kuzey Tanzanya’daki modern bir avcı-toplayıcı kabilenin uyku düzenini izleyen çalışma, genç ve yaşlılar arasında sık sık yapılan gece uykusunun uyanma ve farklı uyku zamanlamaları sonucunda neredeyse her zaman en az bir kabile üyesinin uyanık olmasını sağladığını tespit etti.

Üç haftalık sürede, toplamda 33 kişinin aynı anda uyuyor olduğu süre sadece 18 dakikaydı.

Kuzey Carolina Duke Üniversitesi’nde doktora sonrası çalışmasını yapan David Samson, şunları söyledi: “Bu popülasyonlarda bulduğumuz, toplam uyku süresinin oldukça düşük olması. Batılı toplumda avcı toplayıcılara kıyasla daha güvenli, iyi uyku çekiyoruz.”

Bununla birlikte Samson, daha az uykuya rağmen kabile üyelerinde, özellikle gelişmiş ülkelerdeki yaşlı insanlarda görülen uykusuzluk ve uykusuzluk konusundaki “paranoyak”lığın görülmediğini belirtti.

Çalışma, Kuzey Tanzanya’da 20 ila 30 kişilik gruplar halinde yaşayan ve uyuyan Hadza insanları üzerinde yoğunlaştı. Gün boyunca erkekler ve kadınlar, Eyaşı Gölü’nü çevreleyen vahşi ağaçlık alanlarında yumru, çilek, bal ve et elde etmek için ayrı yollarını ayırıyorlar. Akşamları bir araya geliyorlar, genellikle ocakların yanında veya dokuma çimlerden ve dallardan oluşan kulübelerin dışında hep birlikte uyuyorlar.

Bir Hadza erkeği kuzey Tanzanya’da bir antilop derisinde uyurken. Fotoğraf: David Samson / PA

Las Vegas Nevada Üniversitesi antropoloji profesörü olan ve çalışmanın ortak yazarlarından Alyssa Crittenden, “İnsanın evrim hikayesinin önemli bir bölümünü anlatıyorlar; çünkü avcı ve toplayıcı geçmişimize en çok benzeyen bir yaşam tarzı yaşıyorlar” diyor. “Yerde uyuyorlar ve sentetik aydınlatma ya da kontrollü hava yok.”

Araştırmacılar, bileklerinde küçük saat görünümlü 20 saat boyunca gece gündüz hareketlerini kaydetmek üzere tasarlanmış cihazlar takan 33 sağlıklı Hadza erkeğinin ve kadınının uyku düzenini izledi. Genellikle gece boyunca birkaç kez uyandılar, dönüp durdular, kendilerini rahatlattılar, sigara içtiler, ağlayan bebekleriyle ilgilendiler.

Duke’de evrimsel antropoloji profesörü olan ortak yazar Charlie Nunn, “Eğer daha hafif bir uyku aşamasındaysanız, çevredeki her türlü tehdide karşı daha uyumlu olacaksınız” diyor.

220 saatin üzerinde gözlem saati içinde, tüm yetişkinler aynı anda uyku halinde oldukları zaman yalnızca 18 dakikaydı. Ortalama olarak, grubun üçte birinden fazlası herhangi bir zamanda uyanık veya hafif bir uykudaydı.

“Bu rakam beni çok çok şaşırttı.” diyor Samson. “Bu, insan uykusunda değişiklik ve esneklik eğilimini normalleştiriyor.”

Önceki çalışmalar, kuş, fare ve diğer hayvanlarda benzer kalıplar bulmuştu, ancak bu olgu, insanlarda ilk defa görülmüştür.

Katılımcılar ortalama olarak saat 22.00’den sonra yatağa girdiler ve saat 07.00 civarında uyandılar. Ancak bazıları gecenin en erken saatlerinde 20:00’de yattı ve 06:00’da uyandılar; diğerleri 23:00’te yattı ve sabah 8:00’e kadar yattılar. Yaşlı insanlar daha “erken kalkma” eğilimindeydiler, gençler ise muhtemel olarak daha geç kalkıyorlardı.

Çalışmanın yazarları, gençlerin ve yaşlıların uyku zamanlamalarının yanlış hizalanmasının nedeninin, atalarımızın karışık yaş gruplarında uyurken onları güvende tutan evrimsel bir adaptasyon olabileceğini iddia ediyorlar.

Nunn, “Bir sürü yaşlı insan doktorlara erken uyandıklarından şikayet ediyor ve uykularına geri dönemiyorlar” diyor. “Ama belki de onlarda yanlış giden bir şey yoktur. Belki bugünkü tıbbi sorunlardan bazıları, hastalık olarak değil, yararlı oldukları evrimsel geçmişin bir parçası olarak açıklanabilir.”

Kaynak: theguardian.com

Çeviri: Bünyamin Tan